17 Ağustos 2026
22.6 C
İstanbul

“İhraç sebebimi bilmiyorum, bu hukuksuzluğa karşı en iyi cevabı sanatla verdiğimi düşünüyorum”

“İhraç sebebimi bilmiyorum, bu hukuksuzluğa karşı en iyi cevabı sanatla verdiğimi düşünüyorum”

Civan Değer – Bilindiği gibi insanlar doğar, yaşar ve ölür. Atasözünden de anlaşılacağı gibi “At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.” Bu temelde kimi insanlar; yaşarken ömürleri boyunca çalışır, didinir, durmadan çabalar ve çocuklarına miras olarak; mal, mülk, para, pul, apartmanlar bırakır. Kimi insanlar da hayatları boyunca çırpına çırpına yaşamlarını insanlık için feda ederek kültür emekçisi, sanat işçisi olur ve gelecek nesillere yüzyıllar boyunca fayda sağlayacak eserler bırakır. İşte bunlardan biri de Batman’da yaşayan, devlet memuru iken KHK ile ihraç edilen Tov Sanat Merkezinin kurucusu tiyatro sanatçısı İhsan Gümüşten’dir.

İhraç edildikten sonra özel tiyatro atölyesinde onlarca gence eğitim veren İhsan Gümüşten ile yaptığımız özel söyleşiyi okuduğunuzda hayata bir kez daha umutla bakacağını düşünerek sohbetimizden keyif alacağınızı umuyoruz..!

İhsan Gümüşten’i kısaca tanıyabilir miyiz?

İhsan Gümüşten yaşadığı coğrafyada ve dünyada yaşanan adaletsizlik ve istismarlar sebebiyle karın sancısı olan bir insandır ve bunun tedavisi ile uğraşıyor.  Tedavi ile uğraşırken aynı sancıları olan insanlar ile buluşmayı ve onlar ile daha yaşanılır bir dünyanın mümkün olduğu inancında bir insan…

Tov Şano ne zaman kuruldu ve amacı nedir?

Tov’un en temel amacı; dokunmak..! Yaşama dokunmak, canlıya dokunmak, insana dokunmak, dokundukça empati oluştururuz, dokundukça hissederiz ve severiz…!

Biz sevgimizi paylaşmak istiyoruz, sevmek ve sevilmek istiyoruz…

Tov Şano Şubat 2013 yılında kuruldu. Farklı kentlerde farklı gruplarla ve kurumlarla tiyatro çalışmaları deneyimlemiş kişilerin bir araya gelerek kendi oluşumunu gerçekleştirmiştir.

Tov’u sadece ‘Tov Şano’ olarak tanımlamamız Tov’un içeriğini eksik bırakacağı kanısındayım. Çünkü Tov, edebiyat, sinema, tiyatro, resim gibi birçok alan ile ilgili hem etkinlik hem de çalışmalar yürütmektedir. Örneğin; Tov’da her ay tiyatro gösterileri, yazarlar ile imza ve söyleşi günleri, şiir günleri, kısa film günleri, dengbêjlik günleri ve çîrok ((masal) anlatım günleri mevcut. Bunun dışında tiyatro – gitar ve bağlama kurslarımız mevcut. Bu sebepledir ki; Tov Şano artık Tov’un bir alt kolu durumunda kaldığı için Tov Sanatevi tanımlaması daha isabetli olur.

“TOV, BİR NEVİ HARD DİSK GÖREVİ YAPAR”

Tov, Kürtçe bir kelime ve tohum anlamına gelir. Tov Sanatın temel dinamiği tiyatroculardır. Tov Şano bu topraklarda var olan şiir, şarkı, hikâye, masal, mesele ve söylenceleri günümüze uyarlayarak kendi diliyle kendi rengi ile sahneye taşıyor. Yani anlayacağınız; geçmişte var olan değerleri günümüze aktararak bir nevi hard disk işlevini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.

Bir diğer amacımız ise yaşadığımız kentte ekonomik anlamda alt ve üst sınıfları daha eşit şartlarda yakınlaştırmak, birbirlerine dokunmalarını ve fikirlerini buluşturmak istiyoruz. Gayemiz, ortalama akıl ile buluşmak ve bununla yürümek… Ortalama akıl ile buluştuğumuzda bir enerjinin oluşacağını ve bu enerjinin sinerjiye dönüşeceğine inanıyoruz. Oluşacak sinerjinin ise hem yaşadığımız kentlere hem de daha geniş alanlara olumlu dönüşümler sağlayacağı inancımız tamdır.

Tov Sanat; sadece kapalı salon etkinlikleri ile kitleyle buluşmaz, aynı zamanda bir ayağı da sokaktadır. Çünkü sokaklar bizim hafıza depomuz ve de özgürlük alanımız olduğundan Tov’un terk etmeyeceği yegâne alanlardır.                  Mesela; Yılbaşı, Newroz,1 Mayıs, Cumartesi Anneleri ve bu günlerin dışında birçok zaman Tov Sanat sokaklara akar. Yani anlayacağınız Tov Şano; kâh solonu, kâh kafeyi, kâh sokakları kendine sahne sayar.

Bir diğer amacımız; yaşadığımız kentte ekonomik anlamda alt ve üst sınıfları daha eşit şartlarda yakınlaştırmak, birbirlerine dokunmalarını ve fikirlerini buluşturmaktır. Varmak istediğimiz seviye ortalama akıl ile buluşmak ve bununla yürümek… Ortalama akıl ile buluştuğumuzda bir enerjinin oluşacağını ve bu enerjinin sinerjiye dönüşeceğine inanıyoruz. Bu sinerjinin ise hem yaşadığımız kente, hem de ötesine olumlu dönüşümleri sağlayacağına inanıyoruz.

Tov ne demektir? 

Kelime anlamı; tohum, dediğim gibi ya bu kadim topraklarda ki değerleri günümüze aktarmak ya da atölye işçiliğinde çıkan eserleri kitleye ulaştırmak istiyoruz…

Biz tohum serpmek istedik bu kadim toprakların değerleri ile dünyaya bütün canlılar için bir ağaç ekmek istiyoruz..!

“YÖNTEMİMİZ ÇOK BASİT İKİ DENKLEMDEN OLUŞUR”

İnan, motive ol ve anlat…

Dokun hisset ve sev…

Bu iki sade başlık Tov Sanatın omurgasıdır.

Şimdiye kadar hangi oyunları sahnelediniz?

Salon oyunları: Şîzo, Şaşitî, Çeprast, Dîk û Mirîşk, Çîrok, Ta û Derzî … Ta û Derzî; deneysel performans çalışmasıdır. Her hafta farklı bir konuyu ele alarak izleyicisi ile buluşur.

Yazılıp henüz sahnelenmeyen salon oyunlarımız ise Deng, Mehmutt ve Navber.

Sokak etkinliklerimizin çoğu isimsizdir, bu yüzden sayısını bilemeyeceğim. Yukarıda belirttiğim gibi; Yılbaşı, Newroz, 1 Mayıs, Cumartesi Anneleri ve farklı birçok gün sokağa çıkıyoruz.

Tov Şano oyuncularını nasıl seçiyor ve nasıl yetiştiriyor?

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Tov Şano atölyelerinde yetişen oyuncularımızın çoğu toplumun alt tabaklarından gelen insanlardır. Amaçlarımızdan biri de bu zorlu yaşam şartlarında mücadele eden insanlara fırsat verildiğinde neleri başarabileceklerini görmelerini sağlamaktır. Dünyadaki temel sorunlardan biri de fırsat eşitsizliği olduğu kanısındayız. Bu insanlarımıza sanat ile kendilerini daha güçlü ve daha yüksek ses ile ifade etmelerini amaçlamaktayız.

Tiyatro atölyelerine katılan arkadaşlarımızın çalışmalarda ne istediklerini sorgulatırız. Bu farkındalık kişinin ne istediği sorusuna cevap olur. Böylelikle hayatında istediği alana kanalize ederiz. Yani tiyatro atölyelerimizin ilk amacı oyuncu kazanmak değil, dokunmak ve bu dokunuşlarla farkındalık sağlamak, istedikleri yolculuğun tespitini yapmak ve yolculuklarında onlara destek olmaktır.

“OYUNCU KAZANMAK İKİNCİ AMACIMIZDIR”

Tov Şano’da yetişip konservatuara giden öğrencimiz de var. Sosyal medya kullanarak fenomenleşen öğrencilerimiz de var. Dışarıda pek bilinmeyen ama sahneyi coşturan oyuncularımız da var. Biz eğitimlerimizi verirken, ünlü bir oyuncu yaratmayı vaat etmeyiz ama iyi bir oyuncu olabileceklerini vaat edebiliriz ki bunun yolu da disiplinden ve çok çalışmaktan geçtiğini söyleriz.

Tov Şano ne gibi mesajlar veriyor?

Kültürel değerlerimiz ve tarihsel zenginliklerimize sahip çıkarak dünyaya kendi dilimiz ve kendi rengimiz ile yeni bir melodi sunmayı hedefliyoruz.

Bir diğer husus ise güncel konuları eleştirel bir dille işleyerek hem farkındalık hem de yaşanan hukuksuzlukların unutulmamasını istiyoruz

Sanat; eğlence, toplumsal ve siyasal eleştirel dilin ötesinde bireyi ve toplumu rehabilite etme özelliği de vardır. İşte sanatın rehabilite edebilme ve sağlıklı bireyler yaratma konusunda çalışmalarımız devam etse de bazı imkânsızlıklar sebebiyle ya eksik kalıyoruz veya yeterli kitleye ulaşamıyoruz.  Lakin bu çalışmalarımızda tetikleyici olmak adına ısrar ediyoruz ki, doğru ve eğitimli kadrolar ile imkânları daha fazla olan kurumlarımızın sanatın rehabilite edebilme gücünü kullanmalarını arzuluyoruz. Çünkü sağlıklı birey sağlıklı toplumu doğurur ki bu da dinamik bir toplum yaratır.

Özellikle tiyatro için şunu aktarmam gerekir ki, çeviri oyun sahneleyebilirsiniz. Bu oyun klasik bir eser de olabilir buna itirazımız yok, hatta bunu bir zenginlik olarak görüyoruz. Ama soru şu; oynadığınız oyunların yüzde kaçı çeviri, işte bunun cevabı sorun teşkil ediyor.

“ÇEVİRİ OYUNLARI DEĞİL DE YENİ OYUNLAR ÜRETMEK GEREK”

Kendi değerlerimiz ve kendi rengimiz ile dünyaya bir melodi sunabilmemiz mümkün. Bunun için de kendi değerlerimiz ve motiflerimiz üzerine çok ama çok çalışmamız gerek.

İşte bu sebepten ötürü kurumlarımızın ağırlıklı olarak çeviri oyun oynamalarını kolaya kaçış ve sorumsuzluk olarak yorumluyorum.

KHK ile işine son verilen ilk kişilerden biri de İhsan Gümüşten’dir. Buna rağmen çalışmalarınızı daha da büyük bir şevkle ve moralinizi bozmadan yapıyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Tov Sanatın temel kuralı; inanmak, motive etmek, motive olmak ve aktarmaktır. Aynı zamanda dokunmak, hissetmek ve sevmek… İşte bunları bilmek ve hissetmek bana güç veriyor. Bir diğer husus ise her insanın mutlaka bir B planı olması gerekiyor. B planı motivasyonunuzu kaybetmemenizi ve gardınızın düşmemesini sağlar. Her son içinde yeni bir başlangıç uyandırır… Evet, ihraç edilme sebebimi hala bilmiyorum, bu hukuksuzluğa karşı en iyi cevabı sanat ile verdiğimi düşünüyorum… Benim memur olmam rastlantısal bir durum ve hayatın rastlantılar zincirinden oluştuğunu düşünüyorum. Evet, ihraç olmam ekonomik açıdan sıkıntıları getiriyor ama başka bir şey de veriyor. Temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra ötesinin gereksiz olduğunu kavratıyor, içinizdeki mücadele azminin daha yüksek bir irade ile yürüyüşünü sağlıyor… Yani sistem, sizi kendine muhtaç bıraktığını düşündüğü noktada, madalyonun bir diğer yüzünün olduğunu hatırlamak gerek, çünkü madalyonun diğer yüzünde, kazanımlarınızı görürsünüz İşte hiçbir sistemin alt edemeyeceği durum; yaşamı pozitif düşünmek.

Son süreçte Kürt tiyatrosu ne durumdadır? Bu bağlamda Tov Şano nasıl bir misyon yüklenmiş durumda?

Bu soruya Türkiye’de Kürt tiyatrosu ne durumdadır kısmına cevap vermeye çalışayım. Özellikle 2000’li yıllardan sonra Kürt tiyatrosunda, kurum tiyatrosu ve şehir tiyatroları dışında kurulan özel tiyatrolar ile birlikte bir nevi Kürt tiyatrosunun olumlu boyutuyla kabuklarına sığmama ve kabuklarını kırarak daha geniş alanlara yayılma sürecine tanıklık ederiz. Son süreçte, Kürt tiyatrosunun ayakta kalabilmek için direnmeye çalıştığını düşünüyorum. İşte son süreçte yaşanan baskılardan ötürü ‘ayakta kalabilme çabasını’ , öncesi ile ilişkilendirmek gerekiyor.

Kürt tiyatrosunda özel ve kurum tiyatrosu arasında hiçbir zaman yeterli düzeyde dayanışma sağlanamadı.  Bunun sebebini özel tiyatrolardan ziyade, kurum tiyatro çalışanlarında aramak gerektiğini düşünüyorum. Ben kurum tiyatrosunun özünde toplumun her tabakasıyla kucaklaşmak ve bütünleşmek olduğunu biliyorum. Lakin buralarda yer alan bazı kişilerin kişisel çıkarları ile örtüşen hırsları ve egoları, yanlış ve kirli bilgi akışına sebebiyet verdiği için Kürt tiyatrosu istenilen düzeye varmıyor. Bu kirli bilgi akışının özel ve kurum tiyatroları arasına her zaman set ördüğü kanısındayım.

Oyunlarının büyük bir çoğunluğunu çeviri olarak sahneleyen Kürt tiyatro grup ve kurumlarının kümülatif tanımlamasının ne olacağını tartışmak gerek. Çünkü kültürel değer ve motifleri ile bezenmemiş hiçbir sanatsal yapıtın taklitçiliğin ve özentinin ötesinde bir yarının olamayacağı kanısındayım.

Saydığım bu birkaç tespitten sonuçla OHAL süreci ile birlikte Kürt tiyatro grup ve kurumlarının bir artçı sarsıntısı geçirdiğini fakat yeniden toparlandığını söyleyebilirim. Lakin dayanışma konusu ise gene aynı…

Konu ile ilgili ikinci sorunuza gelince; Tov’un neleri yaptığını ve neleri başardığını veya başaramadığını sokağa sormak lazım.  Diğer sorularınızda Tov’un kuruluş amacını ve hedeflerini anlattım. KHK’lar öncesi ve sonrası çalışmalarımızdan hiçbir taviz vermedik. Tov ne amaçladıysa aynı düzlemde kesintiye uğramadan devam etti. Tov yaşadığı toplumunun tarihsel geçmişine ve değerlerine sahip çıkarak kendi dili, kendi rengi ve kendi üretimleriyle yoluna devam ediyor. Bu bir farklılık mı bilemiyorum, yorum sizin.

İhsan Gümüşten ve Tov Şano KHK’lara rağmen yılmadı, buna yorumunuz nedir?

Biz yaşama sevgi ile bakıyoruz ve hiçbir öfkenin sevgiyi yenemeyeceğine inanıyoruz. Hayatınıza müdahalesi amaçlanan sıkıntının daha güçlü bir çıkışının olduğuna inanıyoruz… Bu yüzden sistem hayatınıza hangi müdahaleyi yaparsa yapsın, onu kendi silahıyla vuracak alternatif bir perspektifimiz her zaman mevcut. Ama şu çok iyi bilinmelidir ki bizim silahımız mizah, tiyatro ve sanattan başka bir şey değildir.

Sizin gibi ihraç edilip ama kabuğuna sığınan diğer arkadaşlarınıza mesajınız nedir?

Yaşanan adaletsizlik ve istismarlar sebebiyle karın sancısı çektiğinizi biliyorum. Bu sancıları sadece sizin çekmediğinizi bilmenizi istiyorum. Yapmanız gereken tek şey aynı sancıları çeken insanlarla veya oluşumlarla bir araya gelmeniz…   Çünkü bu hayat bizim ve daha güzel bir dünya yaratmak mümkün. Bunun için; inanmak, motive olmak ve bir araya gelmek gerek..!

 

Son Haberler

İran’da İsrail’le işbirliği suçlamasıyla bir kişi daha idam edildi

İran Yargı Erki, ülke genelindeki protestolar sırasında “İsrail adına casusluk”, “ayaklanma” ve güvenlik güçlerine araçla saldırmakla suçlanan Şehram Sadıki adlı mahkûmun idam edildiğini açıkladı. İran Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı'nın 16 Ağustos 2026 sabahı yayımladığı habere göre Sadıki, protestolar sırasında Kereç kentinde bir araçla güvenlik güçlerinin üzerine sürmekle suçlandı. Yargı makamları, olayda 7 güvenlik görevlisinin ağır yaralandığını ileri sürdü. Sadıki hakkında ayrıca “Mossad adına casusluk”, “ayaklanma” ve “ABD ile İsrail'in çıkarları doğrultusunda ülkenin ulusal güvenliğini bozma” suçlamalarıyla idam ve mal varlığına el konulması kararı verildi. İran Yargı Erki, Yüksek Yargı Divanı'nın kararı onaylamasının ardından 16 Ağustos sabahı idam cezasının infaz edildiğini duyurdu. Protestolarda binlerce kişi gözaltına alındı İran'da 28 Aralık 2025'te başlayan protestolar sırasında, İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'na (HRANA) göre İran'ın farklı kentleri ile Doğu Kürdistan'da 53 bin 552 kişi gözaltına alındı. İran Yargı Erki daha önce gözaltına alınan bazı kişiler hakkında idam cezası verildiğini ve bu cezaların kısa sürede infaz edileceğini açıklamıştı.

Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu.

Kürt siyasetçi, Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu. Aynı zamanda öğretmen olan Çömlek, 13 Ağustos günü sabah saatlerinde aracına yakıt almak için kamptan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Bunun üzerine kamp sakinleri arama çalışması başlattı. Çömlek’in aracı saat 18.20 sıralarında aşağı Mahmur’daki mesire bulundu. Aracında hareketsiz bir şekilde duran Çömlek’in yaşamını yitirdiği bildirildi. Ölüm nedeninin belirlenmesi için cenazesi Musul’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Mahmur Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Bêwar Unver, Çömlek’in bedeninde herhangi bir darp ya da yara izine rastlanmadığını ifade ederek, “İlk adli tıp raporuna göre Mamoste Said kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiş. Ancak incelemeler devam ediyor” dedi.

Trump: Yakında Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı ilan edeceğim

ABD Başkanı Donald Trump, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" dedi. ABD Başkanı Trump, New York'ta Nassau Polis Akademisi'nde katıldığı bir etkinlikte, İran gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam bir abluka uyguladığını ifade ederek, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" diye konuştu. Hürmüz Boğazı'ndan ABD'nin istemediği hiçbir geminin geçemediğini kaydeden Trump, ayrıca İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini sözlerine ekledi.

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Sipan Hemo, Türkiye’nin ‘terör’ listesinden çıkarıldı

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı ve eski SDG Komutanı Sipan...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

Hürmüz’de nöbet değişimi: USS George Washington Ortadoğu yolunda!

Pentagon'un, İran'la gerginlik devam ederken, Ortadoğu'da görev yapan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini alması için USS George Washington uçak gemisini göndermeye hazırlandığı iddia edildi. Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, Pentagon, bölgedeki uçak gemilerinden birini rotasyona sokmaya hazırlanıyor. ABD ordusu, 250 günden fazla süredir Ortadoğu'da görevde olan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini USS George Washington uçak gemisinin alması yönünde son hazırlıklarını yapıyor. ABD'li yetkililer, önceden planlanmış bir rotasyon planı kapsamında USS George Washington'ın Ortadoğu'ya gönderileceğini ve USS Abraham Lincoln'un bir süre gerekli bakımlarının yapılacağını ileri sürdü. Halen Pasifik bölgesinde görev yapan USS George Washington'ın yakın zamanda bölgeye doğru yola çıkmasının beklendiği kaydedildi. USS Abraham Lincoln, 250 günü aşan uzun görev süresi dolayısıyla ABD Kongresi içinde tartışmalara neden olmuş ve bazı Kongre üyeleri, gemideki yaşam koşullarından endişe ettiklerini açıklamıştı. USS Abraham Lincoln, Kasım 2025'te planlı bir göreve başlamış ve ABD'nin İran'a karşı savaşının öncesinde ocak ayında Ortadoğu'ya yönlendirilmişti. Söz konusu uçak gemisi, önce, ABD’nin İran'a yönelik saldırılarında görev almış, daha sonra da ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukaya katılmıştı.

Türkiye Gündemi

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

BM’den Türkiye’deki ‘Çözüm Süreci’ yasasına destek: Barış adımlarını teşvik ediyoruz

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) "Çözüm Süreci"ne ilişkin yasa tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Rûdaw'a yaptığı özel açıklamada, PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik atılan tüm adımları desteklediklerini belirtti. Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan tarihi adımlar ve TBMM'den geçen yeni yasa, uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetinin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışmaları sona erdirmeye yönelik çabalarını izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını duyurdu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımı hakkında Rûdaw'ın yönelttiği soruyu yanıtladı. Rûdaw muhabirinin, "Genel Sekreter'in Türkiye'de Kürt barışı ve müzakere süreciyle ilgili kabul edilen yasa ve işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda bir açıklaması var mı?" sorusuna yanıt veren Haq, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz." Meclis'ten 467 'Evet' ile geçti BM'nin destek açıklaması, Ankara'da yaşanan sıcak gelişmelerin hemen ardından geldi. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Kürt sorununun çözümünü amaçlayan 12 maddelik Çözüm Süreci yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. Oylamaya 592 milletvekilinden 563'ü katılım gösterdi. Tasarı; 467 'evet' oyuna karşılık 87 'hayır' oyu ile meclisten geçerek yasalaştı. Oylamada 7 milletvekili ise çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı, oylamanın hemen ardından tasarının resmi olarak yasalaştığını duyurdu. PKK'nin silahsızlanması için 10 maddelik yol haritası Yasanın onaylanarak yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Türk medyasında da sürecin nasıl işleyeceğine dair detaylar yer bulmaya başladı. Meclisten geçen yasanın en önemli sacayaklarından biri olarak değerlendirilen süreç kapsamında, PKK'nin silah bırakma aşamalarını içeren 10 maddelik bir yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Sürecin ilerleyen günlerde bu plan dahilinde hız kazanması bekleniyor.

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...