4 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

Bakırhan “Demokratik bir ülke için Kürt halkının statüsünü tanıyan, eşit yurttaşlığı esas alan, bir Türkiyelilik tek çözüm yoludur”

DEM Parti Eşgenel Başkanı Tuncer Bakırhan partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.

Bakırhan’ın açıklamalarında öne çıkan başlıklar şöyle:

“Darbenin en iyisini 22 yıldır hep birlikte yaşıyoruz”

“Darbelerin en fazla gerçekleştiği ülkelerin başında maalesef Türkiye geliyor. Türkiye’de neredeyse her 10 yılda bir darbe oluyor. Darbeler sadece tank, top, postal, asker dipçikleriyle değil, siyasi darbeler de oluyor, bürokratik darbeler de oluyor. Her gün halkın iradesine dönük işlenen hukuksuzluklar bir darbe değil nedir? Kürt halkının seçmiş olduğu iradesinin yerine kayyım atayıp seçilmiş insanları cezaevinde tutsak etmek bir darbe değil midir? Darbenin en iyisini 22 yıldır hep birlikte emekçiler, ezilenler, Aleviler, kadınlar, sol sosyalist çevreler olarak yaşıyoruz.

“Darbenin yararlananları belli, zarar görenleri bizleriz”

Dün 27 Mayıs darbesinin yıl dönümüydü. Bu darbede de yine anayasa rafa kaldırıldı, bu ülkede başbakan ve iki bakan idam edildi. Bu darbeyi de kınıyoruz. Yine ‘kendimizi Demokrat Parti’nin devamı sayıyoruz’ diyenler darbe bildirisi okuyup idamların önünü açanlarla kol kola birlikte iktidarda bulunuyor. 27 Mayıs sonrasında gelişen 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve daha nice müdahale darbe mekaniğinin Türkiye’de hala güncel olduğunun göstergesidir. Bu darbe mantığından kimlerin faydalandığını yakın zamanlarda olan askeri ve siyasi darbelerde gördük. Darbeden kimlerin zarar gördüğünü de yaşayarak gördük. Darbenin yararlananları belli, zarar görenleri bizleriz. Biz her yerde emekçilerle, ezilenlerle birlikte askeri ve siyasi darbelere karşı duracağız.

“’15 Temmuz Allah’ın lütfudur’ diyenler sanki kendileri değildi”

Erdoğan dün, ‘Türkiye’nin en fazla darbe girişimine maruz kalan hükümetiyiz’ diyor. Peki siz darbe girişimine maruz kaldıysanız biz ne olduk? 12. partimiz insaf. 11 partisi ya kapatılmış ya da kapanmak zorunda kalmış, binlerce yöneticisi eş başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları cezaevlerinde. ’15 Temmuz Allah’ın lütfudur’ diyenler sanki kendileri değildi.

“Gezi halkların haklı itirazıdır”

Kobanê kumpas davası, Gezi davası, HDP’nin kapatma davası, bütün rehin davalarının tamamı açık birer darbedir.  Bugün de Gezi’nin yıldönümündeyiz. Gezi halkların haklı itirazıdır. Karanlık gider Gezi kalır, mücadele kalır. Gezi demokratik bir hak talebidir, yargılanamaz.

Kürt meselesinde çözümsüzlüğü dayatmak da darbe mekanizmasını canlı tutmaktır. Tecrit kimin işine geliyor, ne örtülmeye çalışılıyor? Bunu Türkiye halkları çok iyi biliyor.

Son 70 yıldaki darbelerin yürütücülerine, bildirilerine ve sonrasına bakıldığında tek bir parti görülecektir: MHP. 1970’lerdeki kriz ve koasa bakın, 90’lardaki kriz ve kaosun baş aktörü yine MHP’yi göreceksiniz. Bugün de AKP’yi yanına alarak demokratik siyasete ve toplumsal muhalefete her gün darbeler yapıyorlar. İki siyasi partinin genel merkezleri darbelerin hazırlandığı ve yürürlüğe konduğu merkezler olarak tarihe geçecektir. Genel merkezi değil, darbelerin karargahı haline gelmiş durumda.

“Artık mafya ve çeteler Türkiye’yi kontrol ediyor”

Eskiden devlet mafya ve çeteleri kontrol ederdi, hiçbir mafya devletin haberi olmadan bir çöpü kaldırıp başka yere koymazdı. Bugün Türkiye’de artık mafya ve çeteler Türkiye’yi kontrol ediyor. Yargıda varlar, sanatta, sporda varlar.”

“JİTEM ittifakını bitirin”

Hükümet yetkilileri uyuşturucuyla mücadele en büyük amacımız diyor. O halde buradan İçişleri Bakanlığına ve AKP Hükümetine sesleniyorum; uyuşturucu ile mücadele etmek istiyorsanız iktidarınızın içinde çöreklenmiş çetelere dur deyin. Çürümeye son vermek mi istiyorsunuz? JİTEM ittifakını bitirin. JİTEM ittifakı devam ettikçe katiller çakarlı araçlarla taşınacaktır!

“Her şeyi kapatma sevdanızdan önce ağzınızı kapatın”

Tuttuğu takım küme düşünce bu sene düşme kalksın, oyu düştüğünde baraj kalksın diyen, hoşuna gitmedi diye güneş doğmasın diyen, siyaseten baş edemiyor diye DEM Parti kapatılsın diyen toplum ve akıl düşmanı anlayışa bir önerimiz var. Her şeyi kapatma sevdanızdan önce ağzınızı kapatın. Türkiye’ye en büyük hayrınız bu olur.

“Demokratik bir ülke için Kürt halkının statüsünü tanıyan Türkiyelilik tek çözüm yoludur”

Demokratik bir ülke için Kürt halkının statüsünü tanıyan, eşit yurttaşlığı esas alan, herkesi kapsayan bir Türkiyelilik tek çözüm yoludur. Demokratik dönüşümün tapu senedi demokratik anayasa olacaktır. Demokratik anayasa ekonomik krizin de, uluslararası krizin de yoksulluğun da, savaşın da, şeffaf bir yönetimin de çözümüdür. Bu aynı zamanda Türkiye halklarının ortak talebidir.

“Asgari ücret en az 32 bin TL olsun”

‘Temmuz ayında zam yapmayacağız, kira artışındaki yüzde 25’lik sınırı da kaldıracağız’ diyorlar. Açıkça topluma aç kalın, açıkta kalın, ölün diyorlar. Halkımıza reva görülen emekçilere ve emeklilere görülen bu yaşamı kabul etmiyoruz. bunun için bugünden başlayarak Temmuz ayına kadar asgari ücretin ve emekli maaşlarının başlatılması için bir kampanya yürüteceğiz. Yoksulluk sınırı asgari ücretin en az yarısı kadar olsun. Asgari ücret en az 32 bin TL olsun. Memurlara verilen seyyanen zam artışı kamu emeklilerine de verilsin. En düşük emekli maaşı da asgari ücret seviyesine çekilsin”

Sokak hayvanları: Bu yasa tasarısına karşı mücadele edeceğiz

Gariptir yasa tasarısının adı Hayvan Hakları Yasa Teklifi. İçeriğinde hayvan hakları yok. Hayvanları katledecek teklifler var. Bu yasa tasarısına karşı mücadele edeceğiz.”

Son Haberler

Seyyid’ül Şüheda: Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği Irak’ın güvenliğidir

Seyyid'ül Şüheda Tugayları Genel Sekreteri Ebu Ala el-Welayi, ABD...

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.