2 Ekim 2026
17.6 C
İstanbul

DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan: AKP, 3-4 DEM Partili belediyeyi almak için Türkiye’yi kaybetti

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, siyasette normalleşme ve yumuşamanın tartışıldığı süreçte, Kobani davasından çıkan ağır cezaların, “Kürtler hariç normalleşme” anlamına geldiğini söyledi.

Tuncer Bakırhan, “Devlet aslında CHP ile normalleşme arayışını kastediyor gibi bir durum var. Kürtlerin bir siyasi davayla cezalandırılmaları aslında (devletin) bizi dışında bıraktığını, öyle bir niyetleri olmadığını net bir şekilde ortaya koydu” dedi.

Bakırhan, önümüzdeki dönemde başta eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere cezaevindeki siyasetçilerle “güçlü diyalogla ortak mücadele yürüteceklerini” söyledi.

‘Kobani davasında müebbete denk gelen cezalar verildi’

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 31 Mart’ta yapılan yerel seçimleri kaybetmesinin ardından, DEM Parti tabanında az da olsa bir kesimde “Acaba AKP biraz daha demokratik zemine evrilir mi?” beklentisinin olduğunu belirten Bakırhan, Kobani davasında “müebbete denk gelen” cezalar verildiğini söyledi.

Bakırhan, kararların DEM Parti’de söz konusu beklentileri tümüyle ortadan kaldırdığını belirtti.

DEM Parti Eş Başkanı, Kobani davasıyla ilgili olarak ulusal ve uluslararası alanda yoğun çalışma yürüteceklerini, davayla ilgili oluşan olumsuz algıyı kırmak için mücadele edeceklerini vurguladı:

“Hem davaya yaklaşımımız, hem de taleplerimiz birçok dile çevrilecek. Ülke içerisinde de aslında bir biçimde başladık. Buluşmalar, mitingler, en geniş seviyede meseleyi doğru anlatmak… Çünkü en baştan ‘Katiller, yağmacılar’ dediler, öyle bir algı oluşturdular. Tamamen beraat etmesi gereken bir karar. Zaten büyük ihtimalle temyizden döner, dönmesi gerekiyor.”

Cezaevindekilerle ortak mücadelenin neferleriyiz’

Kobani davası sonrası eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, T24 yazarı Murat Sabuncu’ya verdiği röportajda, kendisinin cezaevinden siyaset yapmasından rahatsız olanları, “siyaset tüccarı keneler” olarak tanımlamış, aktif siyaseti de “bu keneler” yüzünden bıraktığını söylemişti.

Kobani davası kararları açıklandıktan sonra, 42 yıl hapis cezasına çarptırılan Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret eden Bakırhan’a, eski HDP liderinin bu açıklamalarını nasıl karşıladığını, kırgınlığının olup olmadığını sorduk:

“Birçok yetersizliklerimiz olabilir. Buradaki mücadelelerimiz yeteri kadar sonuç yaratmamış veya öyle görünüyor olabilir” diyen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama çok değerli insanlarla birlikte mücadele ediyoruz. Onun için bu söze gönderme biçiminden lütfen bu anlaşılmasın. Hem içerde hem dışarıdaki arkadaşlarımızla ortak bir akılla, ortak bir ruhla bu süreci götürebiliriz. Figen başkanımız ve Selahattin başkanımız tarafından da bunlar dile getirildi.

“Cezaevleri de dışarısı da mücadele alanıdır. Daha büyük, daha güçlü kenetlenmemiz gerektiği düşüncesi orada ortaya çıktı. Cezaevindeki arkadaşlarımızla birlikte daha güçlü bir diyalog, daha güçlü bir temasla birlikte ortak mücadelemizi yürüteceğiz. Kamuoyu da bunu görecek.

“Onların cezaevinde olması, siyaseten artık atılı oldukları anlamına gelmesin. Öyle değerlendirmiyoruz, tam tersine…Bizim aramızda bir şey çıkmaz, bir ortak mücadelenin neferleriyiz.”

Cumhurbaşkanı yeterince takip etmiyor’

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kobani davasıyla ilgili yaptığı ilk değerlendirmede, “Geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz” demişti.

Bakırhan ise Kobani davasında, kimsenin “öldürme” suçlamasından ceza almadığına dikkat çekti:

“Cumhurbaşkanı bence yeterince takip etmiyor veya yoğunluğundan mahkeme kararına bile bakmadı. Eski söylediklerini tekrar ediyor gibi. İşte Yasin Börü meselesi gibi. Mahkemenin böyle bir kararı, ifadesi yok.”

‘MHP oyun bozan parti durumundadır’

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, siyasette normalleşme tartışmaları sürerken, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) DEM Parti’nin kapatılmasi ve partinin milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması çağrılarını da değerlendirdi.

Bakırhan, AKP ile Cumhur İttifakı ortağı MHP arasında “gerilim” olduğu görüşünde.

Van’daki mazbata tartışmasında iki partinin aktörlerinin söylemleri arasında büyük bir makas olduğunu belirten Bakırhan, “Bir gerilim var, bence iyi de gitmiyor bu ortaklık” dedi ve ekledi:

“Nereye evrilir bilmiyorum ama demokrasiye evrilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum.”

“MHP, Türkiye’de oyun bozan bir durumdadır. Zaten bütün rolü, misyonu budur.”

Bakırhan, MHP lideri Devlet Bahçeli’yi, “yargıya sürekli talimat vermekle” suçladı, Kobani ve diğer siyasi davalardaki kararlarda bu tutumun etkili olduğunu savundu.

‘Bizi daha çok Batı’da göreceksiniz’

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel seçim sonuçları ve partisinin yeni dönemde izleyeceği yol haritasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Önümüzdeki dönemde yoksullukla mücadeleye ve adalet arayışına odaklanacaklarını vurgulayan Bakırhan, “Gerçekten Türkiye’nin en önemli meseleleri, yoksulluk ve adalettir” dedi.

Partisinin yeni dönemdeki hedeflerini “örgütlenme ve genişleme” olarak açıklayan Bakırhan, “Genişlemenin iki anlamı var; demokratik ittfaklar ve partiyi geniş çevrelere açma. O nedenle, bizi daha çok Batı’da göreceksiniz önümüzdeki günlerde” diye konuştu.

‘AKP, 3-4 DEM Partili belediyeyi almak için Türkiye’yi kaybetti’

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, yerel seçimlerde AKP’nin kaybında Kürt seçmenin rolünü de değerlendirdi.

Bakırhan, Kürt seçmenin bölgede “kaçak oy kullanımına” tepkisini, büyükşehirlerde AKP’ye kaybettirerek ortaya koyduğunu söyledi:

“(İstanbul’da) Esenyurt’un neredeyse en büyük nüfusunu Karslılar, Iğdırlılar, Ardahanlılar oluşturuyor. Kars’ta ‘İradenizi gaspetmeye çalışıyorlar, kaçak seçmen getiriyorlar’ dedik. İstanbul’da yaşayan bir Karslı, Ardahanlı; kaçak seçmen getiren bir iktidarın başka yerde kazanmasını ister mi? Aslında oradaki söylemimize uygun bir pratik sergilemiş halkımız. Stratejik davranmış. AKP kaçak seçmen götürmeseydi, dengeler başka olurdu. Dolayısıyla AKP önce kendisini sorgulamalı. 3-4 tane Kürt kentini, DEM Partili belediyeyi almak için Türkiye’yi kaybettiler. “

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...