1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

Cezaevinde Demirtaş’ı ziyaret eden Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları açıklamada bulundu

 

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevinde ziyaret etti.

3 saati aşkın bir süre devam eden görüşme sonrasında Eş Başkanlar cezaevi önünde açıklama yaptı.

Hatimoğulları: Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollarla çözülmesinde ısrarcı olanlara ağır cezalar verildi

Tülay Hatimoğulları “Dün Kandıra’da Sevgili Figen Yüksekdağ’ı ziyaret ettik, bugün Edirne’deyiz Sevgili Selçuk Mızraklı ve Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ettik” dedi.

“Kobanî Kumpas Davası, adı üstünde bir kumpas davasıdır ve tamamen siyasi bir intikam davasıdır” diyen Hatimoğullları “Her iki eş genel başkanımızı ziyaretimizde de morallerinin çok yüksek olduğunu gördük. Bu davada, geçmiş dönemde Eş Genel Başkanlığımızı yapmış Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ çok yüksek cezalara çarptırılmıştır. Aynı zamanda Kürt halkıyla dayanışan sol sosyalist devrimcilere, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi konusunda ısrarcı olan, birleşik demokratik mücadeleyi savunan devrimcilere ağır cezalar verildi” ifadelerini kullandı.

“Demirtaş aynı yerde duruyor”

Selahattin Demirtaş’ın her zamankinden daha moralli olduğunu belirten Tülay Hatimoğulları sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün Türkiye kamuoyunun bilmesini isteriz. Demirtaş parti eş genel başkanlığını yürüttüğü dönemdeki gibi aynı yerde durmaktadır, aynı moral ve motivasyonla durmaktadır. Arkadaşlarımıza, geçmiş dönem eş genel başkanlığımızı yapmış Sevgili Figen’e ve Selahattin’e bu karar zerre geri adım attırmamıştır, aksine mücadelelerini daha da bilemiştir. “

Bakırhan: IŞİD yenilgisi birilerini üzdü

Ardından söz alan Tuncer Bakırhan ise “Buraya gelerek bizleri, Selahattin Demirtaşları yalnız bırakmayan, dayanışma gösteren değerli halkımızı selamlıyorum. Kobanî deyince direniş ve mücadele akla gelir. Kime karşı direniş ve mücadele? Ortadoğu’da gerici, kadın düşmanı, halklar ve inançlar düşmanı IŞİD’e karşı verilmiş ve örnek olmuş bir mücadeleden bahsediyoruz. IŞİD’e karşı verilen mücadelede Kürtler, Türkler, Araplar, Türkiye halkları, emekçiler birlikte mücadele ettiler, ortak bir zafer elde ettiler. Maalesef bu zafer Türkiye’de kutlanması gerekirken, bir yargılama aracı haline getirildi. IŞİD’in yenilgisi belli ki birilerini üzdü. Bir kumpas davası ile de o dönemde Kobanî halkıyla dayanışan ve mücadelesine destek verenler yargılandı, cezalandırıldı” dedi.

Bakırhan, Kürtler, emekçiler, kadınlar, Türkiye’de halklar verilen bu cezayı tanımayacaklarını söyledi.

Bakırhan “Arkadaşlarımızın beraat etmesi için elimizden gelen bütün mücadeleyi kararlılıkla ortaya koyacağız. İçerideki arkadaşlarımızla ve dışarıda mücadele eden halklarımızla birlikte siyasi tutsaklar özgürleşinceye kadar, Türkiye demokratikleşinceye kadar, bu tür siyasi kumpas davaları olmayıncaya kadar kararlı bir şekilde mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

Gazetecilerin Kobani Davasında verilen cezalara ilişkin gelen soruya Hatimoğulları  şu yanıtı verdi:

AİHM ile ilgili alınmış olan karar zaten bizler tarafından da defaatle Türkiye ve dünya kamuoyu ile paylaşılmıştı. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf bir ülkedir ve AİHM’in aldığı kararları harfiyen yerine getirmekle mükelleftir. Fakat ne yazık ki Türkiye’de şu an yargı işlemediği için ve tamamen Saray’ın ve küçük ortağının güdümünde olduğu için AİHM kararı göz önünde bulundurulmadan bu tutuklama kararı verildi ve kararlar bu şekilde ortaya çıktı. AİHM kararına göre zaten bütün Türkiye ve dünya kamuoyunun vicdanında arkadaşlarımız suçsuzdur. Siyasi sebeplerle yargılandıkları çok açık ve bellidir. AİHM kararları da bunu ispatlamıştır. Dolayısıyla AİHM kararları derhal uygulanmalıdır. AİHM Büyük Dairenin 2-3 kere almış olduğu kararların uygulanmaması büyük bir suçtur ve bu da ayrıca bir yargı yolunun açılmasına sebebiyet verecektir. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.”

“Bize yansıyan bir normalleşme yok”

Son dönemde ‘yumuşama’ ve ‘normalleşme’nin dillendirilmesine ilişkin gelen soruya ise Tuncer Bakırhanye şu yanıtı verdi:

“Hükümet bir seçim kaybetti, büyük kaybetti. Şimdi bu seçim sonuçlarında ortaya çıkan durumu telafi etmek için bir normalleşme, yumuşama söyleminde bulundu. Biz de anlamaya, izlemeye çalıştık. Ama Kobanî Kumpas Davasında verilen cezalar varken, 83 yaşındaki Makbule Anne, Hatice Yıldız sedyeyle cezaevinde yatıyorken paşaların bırakılması aslında bu yumuşama ve normalleşme sürecine Kürtlerin, emekçilerin, devrimcilerin dahil olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Gerçek bir normalleşmeden yanayız. Gerçek bir normalleşme için hukukun eşit işlemesi gerekiyor. Kürtler hariç, devrimciler, direnenler hariç denmemesi gerekiyor. Ama şu anda bizler açısından, Türkiye’de yaşayan halklar açısından bize yansıyan bir normalleşme yok.”

 

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...