İran’ın Pakistan’da gerçekleştirdiği ve Ceyş el-Adl adlı militan grubu hedef aldığı son saldırıları, Orta Doğu’daki çatışmanın bölge dışına taşacağı yönündeki endişeleri arttırdı.
Pakistan hükümeti saldırıda iki çocuğun öldüğünü ve üç kişinin de yaralandığını bildirdi.
Füze saldırılarının “kabul edilemez” olduğunu söyleyen İslamabad hükümeti saldırılara misilleme yapılacağı uyarısında bulundu.
İran, Pakistan’la sınırında faaliyet gösteren Sünni militan grup Ceyş el-Adl’ın ABD ve İsrail tarafından desteklendiğini iddia ediyor. Grup geçmişte İran güvenlik güçlerine yönelik bazı saldırıların sorumluluğunu üstlenmişti.
Birçok siyasi analist, sert eleştirilerine rağmen İslamabad yönetiminin, risklerin yüksek olduğunu anladığını ve kısasa kısas bir hareketten kaçınacağını söylüyor.
2018 yılında İran, Hindistan ile İran’ın Çabahar limanının bir bölümünün kontrolünü Yeni Delhi yönetimine devretmek üzere bir anlaşma imzaladığında İslamabad bu durumla ilgili şüpheci bir yaklaşım sergiledi.
Bu gelişme Pakistan’da Hindistan ve İran’ın, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun önemi noktası Gwadar limanının stratejik önemini azaltmaya yönelik karşı hamleleri olarak yorumlandı.
Tüm bunlara rağmen iki ülke hiçbir zaman büyük bir anlaşmazlığa düşmedi. Ancak ikili ilişkilerinin potansiyelini de tam olarak kullanamadılar.
İslamabad Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi Arhama Siddiqa’ya göre iki ülke arasındaki ilişkiler 2021’den bu yana olumlu bir seyir izliyor.
Yine de Pakistan son gelişmeleri ihtiyatlı bir biçimde izliyor.
BBC’ye konuşan Arhama, “Pakistan toprak bütünlüğünden ödün veremez ama aynı zamanda başka bir cephe açmak da istemiyor. Hindistan ve Afganistan ile ilişkiler sorunlu. İslamabad başka bir komşusunun iyi niyetini kaybetmeyi göze alamaz” diyor.
Savunma analisti Ikram Sehgal, BBC’ye yaptığı değerlendirmede Pakistan’ın İran’la makul ilişkiler kurabildiğini söyledi.
Pakistan’ın “Suudi kampının” bir parçası olmayı reddettiği zamanlar oldu. Özellikle de 2015’te Suudi liderliğindeki Sünni koalisyon Yemen’deki iç savaşa müdahale ettiğinde Pakistan bunun bir parçası olmayı reddetti.
Pakistan, ülke içindeki Sünni ve Şii nüfus arasında yeni fay hatları yaratabileceğini düşündüğü mezhepsel bir bölgesel çatışmaya katılmanın tehlikesini gördü.
Ancak İran ve Suudi Arabistan arasındaki son yakınlaşma bu tür baskıları azalttı.
Sehgal, İran’ın da başka bölgesel çatışmalara dahil olurken komşusuyla yeni bir çatışma başlatamayacağını anladığına inanıyor. Ülke ayrıca ABD yaptırımları altında zorluklar yaşıyor.
Pakistan’ın militan gruplara karşı harekete geçmesi ve topraklarının başka ülkelere saldırmak için kullanılmasına izin vermemesi gerektiğini savunan Sehgal, şunları diyor:
“İran da bu tür yıkıcı eylemlerden kaçınmalı. İletişim ve koordinasyon içinde olmalılar. Aksi takdirde bu tür hamleler bölgeyi, halkının göze alamayacağı başka bir savaşın eşiğine getirme potansiyeline sahip.” BBC Türkçe



