16 Ağustos 2026
23.4 C
İstanbul

Bozan Aksoy yazdı: Şengal’de neler oluyor?

2014 Ağustos’unda bir gece sabaha karşı İŞİD saldırdığında henüz on dört yaşına yeni girmişti. Gecenin en karanlık anı, uykunun en tatlı anıdır derler. Oysa uyandığında hiçte tatlı bir an değildi. Komşuların akrabaların tedirgin sesine yüzlerce yıldır anlatılan katliamların hikâyesi canlanıyordu ürkek uyanmıştı. O güne kadar kirve dedikleri Sünni Arap komşuları karanlık gecede uyumamış İŞİD’lilerden önce altın para ve para edecek eşyalarını istemişti. Düşünebiliyor musunuz yıllardır birlikte yaşadığınız komşularınız gecenin bir yarısında kapınıza dayanıyor ve size şöyle diyor

“İŞİD geliyor sizi korumak için para edecek ne varsa bize verin.”
Olanlara bir anlam veremiyordu komşuları neden böyle davranıyordu. İŞİD neden geliyordu. Kendi anlatımıyla şöyle diyecekti:

“başıma gelecekleri bilseydim eğer o gece uykumdan uyanmak istemezdim başıma gelecek felaketleri bilseydim uykumdan uyanır uyanmaz bütün ailemle birlikte o yüksek damlı evimizden kayalara atlardım.”

O karanlık kahpe gecede herkesi meydana toplamış cep telefonlarına kadar değerli ne var ne yoksa almışlardı. İtiraz eden erkekler silahla taranıp öldürülmüş, genç kadınlar ve çocuklar “Allahu Ekber” sesleri arasında zorla araçlara bindirilip götürülmüştü. Geride kanlar içinde kalan babalar, dedeler ve komşular öylece kalmıştı.

Şengal bölgesindeki büyük köylerin çoğu BAAS Partisi zamanında köykent projeleri ile bir araya getirilen köylerden oluşuyordu. Köykent projeleri kapsamında Sünni Araplar güney bölgelerden buralara getirilip yerleştirilmişlerdi. Geçmişi otuz-kırk yıla dayanan Sünni Araplar İŞİD saldırdığında Ezidi Kürtlere ait evleri göstermiş İŞİD canilerinden önce onlar evleri talan etmişlerdi. Naciye o günü şöyle anlatıyor.

-Babamın cansız bedenine dokunamadan sırtıma dipçikle vurup beni arabaya bindirdiler. Babam kanlar içinde kalmıştı arabanın içinde küçük kardeşime sarıldım o an tek bir şey istiyordum. ÖLMEK… İŞİD’e yardım edem bizim komşularımız Sünni Araplardı. Hatta tanıdığımız bir komşumuz İŞİD’in sorumlu emiri idi. Beni alan adam o güne kadar Şengal’de yaşamış Sünni bir Arap’tı. Bana ve aileme akrabalarıma biz Ezidilere yaşattıklarını düşündükçe biz bu insanlara ne yapmıştık diye kendime çok sordum. En ufak bir zarar vermemiştik. Maalesef bizim komşularımız ve Şengal’de Ezidiler arasında yaşayan Sünni Müslümanların çoğu İŞİD’e yardım etti.

Naciye önce Musul’da bir eve kapatılır. Her gün zorla tecavüze uğrar, defalarca intihar etmek ister. Musul’dan sonra başka yerlere götürülür, götürüldüğü birçok yerin ismini dahi bilmiyor Suriye topraklarında geçirdiği günler umudun tükendiği günlerdi diyor… Kendisi gibi esir düşen bir kadınla karşılaştığında yaşama tutunmaya çalışıyor. Kadın Çarşema Sor bayramında Ezidi din adamlarının geri dönecek Ezidi kadınların kabul edileceğini ve destek olunacağını haber verir.

– Kendimi bildim bileli Çarşema Sor bayramını severek kutlardım. Bu haberi aldığımda tanrının bize bir lütfu dedim. Ve Ezidxana(Ezidilerin bölgeye verdiği isim) dönüp mutlaka yaşamalıyım dedim.

Dört yıl boyunca onlarca defa satıldığını üzülerek söyleyen Naciye kurtulduğunda uzun bir süre Şengal’e ana baba toprağına korkudan gidememiş. Laleş’deki Ezidi tapınağının kutsal suyu “Kaniya Spi’den” içtiği su ile korkularını yenmeye çalışmış.

-Çarşema Sor benim için her zaman özel olmuştur. Çocukluğumun en güzel günleri Çarşema Sor bayramıdır. Annem ve akrabalarımızla yumurtaları boyar, annemin yaptığı “Klor” (üzerine yumurta sürülerek pişirilen ekmek) ekmeğini fakirlerimize vermeyi çok seviyordum.

2023 yılında kutlanacak Çarşema Sor bayramının hemen öncesinde merkezi Irak Hükümetinin aldığı karar ile 25 Sünni Arap ailenin Şengal’e dönmesine izin verildi.
Naciye gibi Şengal de yaşayan Ezidileri tedirgin eden bu kararın hemen uygulandı.
Çarşema Sor(Kızıl Çarşamba) bayramı hiçbir zaman eskisi gibi coşku ile kutlanmıyor. Bayramda herkesin ilk ziyaret ettiği yer İŞİD katliamlarında öldürülenlerin konulduğu toplu mezarlardır. Toplu mezarlarda kimlerin öldüğü bugün bile belli değil.

Ezidi toplumunun en kutsal gününe denk gelecek şekilde Sünni Arap aileleri getiren kamyonların bilerek ve tasarlanarak yapıldığı yönünde birçok iddia var. Gelen Sünni Arap ailelerin daha önce Şengal de yaşayan aileler olduğu haberi yayılınca, mezar ziyaretinden dönen insanlar kamyonların bulunduğu yere toplanmaya başladı. Irak’lı askerler güvenlik barikatı oluşturuyor Naciye ve akrabaları da gelenleri görmeye gidiyor.

Gelenler arasında İŞİD için Emirlik(komutan) yapan biride var. Dahası bu İŞİD canisi Naciye’yi kendisine zorla cariye yapan defalarca tecavüz eden kişidir. Kalabalığın arasında askerlere doğru yürür artık hiç bir şey umurunda değildir.

-“Açın gözlerinizi, açın kulaklarınızı, bu alçak beni ve ailemi zorla alıkoyan adamdır. Bu adamın adı Hacı Ayad’dır. Bana zorla tecavüz eden ve beni başkalarına satan adamdır. Bu nasıl bir şeydir ki sizler bu adamları buraya getiriyorsunuz. Hiç mi insanlığınız yok”…
Kalabalığın içindeki gençler bu adamı ve gelenleri tanır adam birden kaçmaya başlar, gençler peşine düşer. Şengal şehir merkezinde 2014 İŞİD işgali sırasında İŞİD’lilerin barınak olarak kullandığı Rahman Camisine doğru koşar gençler caminin kapısına dayanır. Camiye zarar vermemek için içeri girmezler. Askerler ve polisler gelir, adamı içeride yakalar ve gözaltına alırlar.

Bir diğer ayrıntı gelenler arasında çocuk ve kadınlar yoktur. Sadece erkekler gelmiştir. Sonraki günlerde kaçan adamın İŞİD örgütünde komutan düzeyinde bulunduğu tespit edilince mahkeme tarafından tutuklanır ve cezaevine konur…

Buraya kadar yaşananlar bütün çıplaklığı ile ortada… Olayın ardından önce “Xendan” haber sitesi, sonra Müslüman kardeşlere yakınlığı ile bilinen Kürdistan İslami Toplum Partisi(Yekgirtu) Şengal’de Şeytana tapan Ezidilerin Er-Rahman Camisine saldırdığını ve saldırıda caminin yakıldığına dair video gündeme oturur. Kürt imam oldukları söylenen kişilerin sosyal medyada paylaştığı Kürtçe videolarda Ezidilerin Camiye saldırdığı konuşmalar yayınlanır.

Ezidi toplumu önderleri bu yalan ve kasıtlı haberlerin önüne geçmek için hem Bölgesel Kürt Hükümetine hemde merkezi Irak Hükümetine başvurur.

Yalan haberlerin Kürtçe yayılması Ezidileri derinden üzer.

Bütün bu yalan haberlerin yayıldığı günlerde kendisine ulaşmaya çalıştığım Ezidi dostum Şeyh Hasan ALİ “Şengal de kalan Ezidilere karşı ikinci bir soykırımın planladığından şüphelendiğini dile getiriyor.

Ezidi toplumu yöneticileri Şengal’de bulunan Er-Rahman camiine herhangi bir saldırı olmadığını. Hem merkezi hem de federal Kürt hükümetine ısrarla bildirdi.

Hükümetler adına Musul’dan gelen Şii ve Sünni din adamları Er-Rahman camiinde incelemelerde bulundu. Yapılan incelemeler sonunda herhangi bir saldırı olmadığı, yalan haberleri yayanlar hakkında suç duyurusu yapılacağını açıkladılar.

İçişleri bakanlığı yaptığı son açıklama ile Sünni Arapların Şengal bölgesine dönmelerinin durdurulduğunu açıkladı.

Şeyh Hasan ALİ konuşmamızın devamında Ezidi toplumunun gündeminde olan başka ve önemli bir konuyu dile getiriyor.

Sosyal medyada, televizyonlarda Afrin’de, Cindereşte. Özellikle Türkiye’nin desteklediği grupların bölgesinde, EZİDİLER ekranlara çıkarılarak Müslümanlığı kabul ettiklerine dair görüntülerin Ezidi toplumunu rahatsız ettiğini dile getirdi. Üzülerek izliyoruz. Sabahtan akşama kadar insanlıktan hoşgörüden barıştan bahsedenler acaba bütün bu yaşananları görüyor mu?

“bir tarafta zorla dinlerinden koparılan Ezidiler diğer tarafta ise yalan haberler ile cami saldırısı.

– Günlerdir bizleri kâfir ilan edip şeytana tapmakla suçlayan imamların paylaştığı Cami videosu aslında 2014 yılında İŞİD’in işgal ettiği Diyala şehrinde yaktığı bir caminin görüntüleridir. Görüntülerdeki cami Diyala da İŞİD’in yaktığı camidir. Şengal’deki Er-Rahman Camisi ile hiçbir alakası yoktur.

Ezidiler yaşananlardan dolayı korku içinde, bugün on binlerce Ezidi yurttaş Kürt bölgesinde özellikle Duhok şehrine yakın yerlerde çadırlarda kötü yaşam koşullarında hayatta kalmaya çalışıyor.

Diğer tarafta bugün bile Ezidi kadın ve çocukların dinlerini ve dillerinin zorla değiştirerek yaşamaya mahkûm ettiği Suriye’deki HOL kampında bulunan insanlarımıza ulaşamıyoruz. Küçük yaşta alı konulan çocuklar geçmişlerinden ve kimliklerinden koparılarak birer İŞİD’çi olarak yetiştiriliyor. Şengal’de ki birçok aile İŞİD kamplarında bulunan akrabalarının bir gün döneceği umuduyla yaşıyor.

Ezidi Şeyhi Hasan ALİ Sözlerini şöyle tamamladı
“Bizim Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Şii kardeşlerimizle bir sorunumuz yok, lakin dün insanlarımızı katleden, kadınlarımıza, çocuklarımıza el koyan, kadınlarımızı esir pazarlarında satan İŞİD canilerinin ’de tekrar gelip aramızda yaşamalarını da istemiyoruz. Bu durumu hiç kimse kabul etmez bizler daha analarımızın, babalarımızın kemiklerini çıkaramadık. Yakılıp yıkılıp Talan edilen evlerimizi tekrar inşa edemedik. Topraktan her gün insanlarımızın kemikleri topluyoruz…

Yeryüzünde hangi din, hangi kanun, hangi ahlak bunu kabul eder?

@iznewsagency – bozan aksoy

Son Haberler

Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu.

Kürt siyasetçi, Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu. Aynı zamanda öğretmen olan Çömlek, 13 Ağustos günü sabah saatlerinde aracına yakıt almak için kamptan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Bunun üzerine kamp sakinleri arama çalışması başlattı. Çömlek’in aracı saat 18.20 sıralarında aşağı Mahmur’daki mesire bulundu. Aracında hareketsiz bir şekilde duran Çömlek’in yaşamını yitirdiği bildirildi. Ölüm nedeninin belirlenmesi için cenazesi Musul’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Mahmur Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Bêwar Unver, Çömlek’in bedeninde herhangi bir darp ya da yara izine rastlanmadığını ifade ederek, “İlk adli tıp raporuna göre Mamoste Said kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiş. Ancak incelemeler devam ediyor” dedi.

Trump: Yakında Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı ilan edeceğim

ABD Başkanı Donald Trump, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" dedi. ABD Başkanı Trump, New York'ta Nassau Polis Akademisi'nde katıldığı bir etkinlikte, İran gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam bir abluka uyguladığını ifade ederek, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" diye konuştu. Hürmüz Boğazı'ndan ABD'nin istemediği hiçbir geminin geçemediğini kaydeden Trump, ayrıca İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini sözlerine ekledi.

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Sipan Hemo, Türkiye’nin ‘terör’ listesinden çıkarıldı

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı ve eski SDG Komutanı Sipan...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

Hürmüz’de nöbet değişimi: USS George Washington Ortadoğu yolunda!

Pentagon'un, İran'la gerginlik devam ederken, Ortadoğu'da görev yapan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini alması için USS George Washington uçak gemisini göndermeye hazırlandığı iddia edildi. Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, Pentagon, bölgedeki uçak gemilerinden birini rotasyona sokmaya hazırlanıyor. ABD ordusu, 250 günden fazla süredir Ortadoğu'da görevde olan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini USS George Washington uçak gemisinin alması yönünde son hazırlıklarını yapıyor. ABD'li yetkililer, önceden planlanmış bir rotasyon planı kapsamında USS George Washington'ın Ortadoğu'ya gönderileceğini ve USS Abraham Lincoln'un bir süre gerekli bakımlarının yapılacağını ileri sürdü. Halen Pasifik bölgesinde görev yapan USS George Washington'ın yakın zamanda bölgeye doğru yola çıkmasının beklendiği kaydedildi. USS Abraham Lincoln, 250 günü aşan uzun görev süresi dolayısıyla ABD Kongresi içinde tartışmalara neden olmuş ve bazı Kongre üyeleri, gemideki yaşam koşullarından endişe ettiklerini açıklamıştı. USS Abraham Lincoln, Kasım 2025'te planlı bir göreve başlamış ve ABD'nin İran'a karşı savaşının öncesinde ocak ayında Ortadoğu'ya yönlendirilmişti. Söz konusu uçak gemisi, önce, ABD’nin İran'a yönelik saldırılarında görev almış, daha sonra da ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukaya katılmıştı.

Rojin Kabaiş’in babasına silahla tehdit: ‘Şikayetini çek, yoksa sen de kızının yanına gidersin’

Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş’e dün WhatsApp ve BİP üzerinden silah fotoğrafının da bulunduğu tehdit mesajları gönderildi. Kabaiş, mesajların ardından emniyete giderek şikayetçi oldu. Diyarbakır merkezli 8 ilde, dijital platformlarda örgütlenerek, kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ailesine yönelik tehdit ve şantaj eylemlerinde bulundukları gerekçesiyle 2 kişinin tutuklandığı operasyonun ardından baba Nizamettin Kabaiş’e silah fotoğrafıyla birlikte, “Şikayetini çek, yoksa sen de Rojin’in yanına gidersin” mesajları gönderildi. Kabaiş, emniyete giderek şikayetçi oldu. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarda, dijital platformlarda ‘C47’ ve ‘C99’ kod isimleriyle örgütlenen, yasa dışı sorgu panelleri üzerinden siber zorbalık, şantaj ve taciz odaklı kapalı gruplar oluşturan şebeke tespit edildi. Yapılan incelemelerde şüphelilerin, ölümleri şüpheli bulunan Rojin Kabaiş, Hiranur Nilgün Aygar ve Kıvanç Uman’ın ailelerini hedef alarak yabancı numaralar ve yasa dışı panel bağlantıları üzerinden tehdit ve şantaj eylemlerinde bulundukları belirlendi. Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler hakkında ‘Tehdit’, ‘Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme’ ve ‘Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile çalma’ suçlarından işlem başlatıldı. 10 Ağustos’ta emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2’si tutuklandı. “Şikayetini çek, yoksa sen de Rojin’in yanına gidersin” Tutuklamaların ardından Nizamettin Kabaiş’e dün WhatsApp ve BİP üzerinden silah fotoğrafının da bulunduğu tehdit mesajları gönderildi. Kabaiş, mesajların ardından emniyete giderek şikayetçi oldu. Tehditlerin aylardır sürdüğünü belirten Kabaiş, “Daha önce de yabancı numaralardan çok tehdit mesajları geliyordu. Allah devletten razı olsun, operasyon yaptı ve ailemizi tehdit eden 2 kişi yakalandı. Dün Van’da savcıyla görüştükten sonra eve geldiğimde tekrar mesaj attılar. Bu sefer Türkiye numarası üzerinden WhatsApp ve BİP uygulaması üzerinden mesaj attılar. Silah fotoğrafını ve ‘Eğer şikayetini geri çekmezsen bir tane mermi kafanda olur. Şikayetini çekmediğinde olacakları düşün. Şikayetini çekmezsen evi tarayacağım. Nizamettin şikayetini çek, kurtul; yoksa sen de Rojin’in yanına gidersin, olan sana olur’ mesajları atıp tehdit ettiler” dedi. “Tehditlerinden korkmuyorum” Can güvenliklerinden endişe duyduklarını ifade eden Kabaiş, “Bizim can güvenliğimiz yok. Benim için hiçbir sıkıntı yok ama çocuklarım korkuyor. Ben onların tehditlerinden korkmuyorum ve davamdan da vazgeçmeyeceğim. Rojin’in dosyası aydınlanana kadar peşini bırakmayacağım. Onlar ne kadar silah ve mermi fotoğrafı yollasalar bile umurumda değil. Öldüreceklerse gelsin öldürsünler. 7-8 aydır tehdit mesajları gönderiyorlar. Devletten bu kişilerin yakalanmasını ve ceza verilmesini istiyorum. Ben şikayetimi de geri çekmeyeceğim. Daha fazla mücadele edeceğim. Çünkü kızım masumdu. Emniyete gittim ve şikayetçi oldum” diye konuştu.

Türkiye Gündemi

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

BM’den Türkiye’deki ‘Çözüm Süreci’ yasasına destek: Barış adımlarını teşvik ediyoruz

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) "Çözüm Süreci"ne ilişkin yasa tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Rûdaw'a yaptığı özel açıklamada, PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik atılan tüm adımları desteklediklerini belirtti. Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan tarihi adımlar ve TBMM'den geçen yeni yasa, uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetinin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışmaları sona erdirmeye yönelik çabalarını izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını duyurdu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımı hakkında Rûdaw'ın yönelttiği soruyu yanıtladı. Rûdaw muhabirinin, "Genel Sekreter'in Türkiye'de Kürt barışı ve müzakere süreciyle ilgili kabul edilen yasa ve işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda bir açıklaması var mı?" sorusuna yanıt veren Haq, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz." Meclis'ten 467 'Evet' ile geçti BM'nin destek açıklaması, Ankara'da yaşanan sıcak gelişmelerin hemen ardından geldi. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Kürt sorununun çözümünü amaçlayan 12 maddelik Çözüm Süreci yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. Oylamaya 592 milletvekilinden 563'ü katılım gösterdi. Tasarı; 467 'evet' oyuna karşılık 87 'hayır' oyu ile meclisten geçerek yasalaştı. Oylamada 7 milletvekili ise çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı, oylamanın hemen ardından tasarının resmi olarak yasalaştığını duyurdu. PKK'nin silahsızlanması için 10 maddelik yol haritası Yasanın onaylanarak yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Türk medyasında da sürecin nasıl işleyeceğine dair detaylar yer bulmaya başladı. Meclisten geçen yasanın en önemli sacayaklarından biri olarak değerlendirilen süreç kapsamında, PKK'nin silah bırakma aşamalarını içeren 10 maddelik bir yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Sürecin ilerleyen günlerde bu plan dahilinde hız kazanması bekleniyor.

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...