3 Ekim 2026
21.4 C
İstanbul

Çavuşoğlu: Türkiye, Rusya, İran ve Suriye dörtlü zirvesi, 10 Mayıs’ta Moskova’da gerçekleştirilecek

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; Rusya, İran ve Suriye dışişleri bakanlarıyla 10 Mayıs’ta Moskova’da dörtlü bir toplantı gerçekleştireceklerini duyurdu.
Çavuşoğlu, 24 TV canlı yayınında gündemi değerlendirdi.
Suriye konulu gelişmelere değinen Çavuşoğlu, Türkiye, Rusya, İran ve Suriye arasında ilk kez yapılacak 4’lü dışişleri bakanları toplantısının 10 Mayıs’ta Moskova’da düzenlenmesi konusunda Moskova yönetiminin tarihi teyit ettiğini söyledi.
Çavuşoğlu, yalnızca İran’dan kimin katılacağının net olmadığını, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Afrika turuna gitmesi durumunda bir başka yetkilinin Moskova’ya geleceğini aktardı.
Bakan Çavuşoğlu, The Economist dergisinin Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Seçimleri hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan ifadelerine ilişkin onların da bu seçimin önemini ve tarihi olduğunu bildiğini söyledi.
Bu zorlu dönemeçte Türkiye’nin daha istikrarlı, güvenli olmasını ve dünya barışına katkı sağlamasını isteyen herkesin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar seçilmesini istediğini vurgulayan Çavuşoğlu, bunu sahada da gördüklerini ancak dışarıda Türkiye’nin istikrarsız, zayıf olmasını ve Türkiye’yi yönetmek isteyenlerin her seçimde bu manşetleri attığını ifade etti.
Rusya’dan önceden 1 Mayıs’ta Antalya’ya çok turist geldiğini anımsatan Çavuşoğlu, muhalefetin Rusya’ya karşı yaptırımlara katılma söylemlerinden ötürü turist sayısında azalma olduğunu öne sürdü.

‘Ara buluculukta markayız’

Çavuşoğlu, bir yerde ara bulucu olabilmek için önce güvenilir olunması gerektiğinin altını çizerek, “Bunun için de ilkeli ve tarafsız olmanız lazım. Objektif, doğruya doğru, yanlışa yanlış demeniz lazım. Ve onu yapacak gücünüzün de olması lazım. Biz şimdi Türkiye’de ara bulucular yetiştiriyoruz. Ara buluculukta markayız.” diye konuştu.
Sudan konusunda 22 farklı ülkeden 298 kişiyi tahliye ettiklerini anımsatan Çavuşoğlu, 1763 Türk vatandaşını, toplamda 2 bin 61 kişiyi Sudan’dan tahliye ettiklerini aktardı.
Çavuşoğlu, Sudan’da 7 günlük ateşkes ilan edildiğini ancak buna uyulmazsa ve çatışmalar tırmanırsa Türkiye’nin Hartum Büyükelçiliğini Port Sudan’a taşımak için istişare edip talimat aldıklarını dile getirdi.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar’ın Etiyopya’da Afrika Birliği ve Etiyopyalı yetkililerle görüştüğünü anlatan Çavuşoğlu, Sudanlılar ile de temasa geçildiğini, 4’lü bir görüşme olduğunu, şartlar olgunlaşırsa daha üst seviyeye çıkılacağını kaydetti.

‘Diplomatları şehit eden teröristlerin anıtını dikmek kabul edilemez’

Ermenistan’ın barışla ve normalleşmeyle ilgili tutumunu çok tutarsız olarak değerlendiren Çavuşoğlu, bazen çok beklenmedik açıklamalar yapılırken ertesi gün tam tersi bir adım görüldüğünü söyledi.
Çavuşoğlu, Azerbaycan’ın samimi olduğunu, barış istediğini ve teklifte bulunduğunu belirterek, “Bir taraftan ‘Karabağ, Azerbaycan’ın’ diyorsunuz. Diğer taraftan Karabağ’a farklı yollardan, ana yollardan değil kaçak şekilde silahlı insan gönderiyorsunuz. Ne için gönderiyorsunuz? Madem barış istiyorsunuz. Neden gönderiyorsunuz? Anlaşma imzaladınız, henüz daha Zengazur geçişi ile ilgili adım atmadılar. Ruslar da bundan rahatsız, herkes de gerçeği görüyor. Amerikalılar da görüyor.” diye konuştu.
Önce inkar ettiklerini ancak Batı’nın Karabağ’a kaçak yollardan silahlı asker ve silah gönderildiğini tespit ettiğini aktaran Çavuşoğlu, istenilen samimiyeti görmediklerini ancak samimi olmaları gerektiğini ve normalleşmeye Ermenistan’ın da daha çok ihtiyacı olduğuna işaret etti.
Çavuşoğlu, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Ermenistan’ın yardım ettiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Ama şimdi siz benim diplomatlarımı şehit eden teröristlerin anıtını dikerseniz, ben bunu kabullenebilir miyim? Biz güvenlik güçlerimizden sonra en çok şehit veren kurumuz Türkiye’de, biz bunu nasıl kabul edebiliriz? Biz jestler yaptık, hava sahamızı açtık. Her gün de Türkiye’nin hava sahası üzerinden başka ülkelere uçuşlar. Bundan sonra kapattık, VIP’lere de kapattık. Hiç kimse kusura bakmasın. Paşinyan’ın uçağına da kapattık. Bir tek Meclis Başkanı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) toplantısına geliyordu. Ev sahibiyiz, tabi üye ülkenin meclis başkanına kapatmamız mümkün değil. Sonuçta eğer bunda ısrar ederlerse, tabi ki bu normalleşme süreci sekteye uğrar.”

‘Tahıl Koridoru Anlaşması’nda Rusya’nın sorunları devam ediyor’

Tahıl Koridoru Anlaşması’nda Rusya’nın sorunlarının sürdüğünü ve bunların çözülmesi için süreçlerin devam ettiğini belirten Çavuşoğlu, “Bugüne kadar Tahıl Anlaşması, Rusya’nın karşı karşıya kaldığı sorunların devam etmesine rağmen uzatıldıysa, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Putin’le olan diyaloğudur. Yani Sayın Putin’in, Cumhurbaşkanı’mızı kırmamasıdır, hatırına adımlar atmasıdır. ‘Nasıl olsa Erdoğan ikna ediyor, biz de bu sorunları çözmeyelim’ anlayışıyla ömür boyu gitmez, gerçekçi olalım.” değerlendirmesinde bulundu.

‘Batı hep yönetmek ister’

Çavuşoğlu, ülkesinin menfaatlerine baktığını vurgulayarak, Batı’nın Türkiye’yi hep yönetmek istediğini ve hep tepeden bakarak dikte ettiğini, fırsat bulursa aşağıladığını söyledi.
Türkiye’ye artık böyle davranamadıklarına dikkati çeken Çavuşoğlu, “Biz onlara da kötü davranmıyoruz. Biz de aşağılık kompleksi de yok, kibir de yok. Herkesi eşit, ortak görüyoruz. Yapamıyorlar. Şu andaki muhalefeti dizayn ediyorlar. Açık, bağlantılar ortada. Bu kadar partiyi bir araya getirmek mümkün mü?” ifadesini kullandı.
Çavuşoğlu, Batılıların her yerdeki amacının bu olduğunu ve sömürgecilik anlayışının devam ettiğini belirterek, kılıf değiştirse de, post-modern olsa da o anlayışın devam ettiğinin altını çizdi.
Avrupa’nın dışa bağımlılığının arttığına ve ciddi bir yaşlanma olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, ciddi sayıda göçmene ihtiyaç duyacaklarını ve üretim kapasitesin de ciddi düşüş yaşadığını söyledi.
Çavuşoğlu, muhalefetin Yunanistan, Ege veya Kıbrıs gibi başka konularda da esas derdinin Türkiye’nin milli çıkarlarını savunmak olmadığını ve “iktidarı nasıl eleştirebilirim” olduğunu vurgulayarak, milli politikanın siyaset üstünde olması gerektiğini söyledi.
Muhalefetin Batı yanlısı söylemlerine ilişkin Türkiye’nin kendi çıkarlarını kendisinin kollaması ve kendi güvenliğini garanti altına alması gerektiğini belirten Çavuşoğlu, “Elbette müttefik olmak önemli. Ama bir müttefik de YPG/PKK’ya destek veriyor. Ben neden yaranmaya çalışayım? Biz, AB’ye çok yanaştık. 2014’te tek gündem, AB idi.” dedi.
Çavuşoğlu, Avrupa ile de Rusya ile de ilişkilerin iyi olması gerektiğinin altını çizerek, milletin menfaatine göre adım attıklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AB ve vize serbestisi söylemlerine ilişkin Çavuşoğlu, herhangi bir detay verilmemesini sorgulayarak, nasıl yapılacağı anlatılmadığı sürece bunların boş bir vaat olduğunu söyledi.

‘Türkün asrı, Türk dünyasının yüzyılı olacak’

Türkiye’nin 1990’lı yıllarda gücünün ortada olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Bugünkü Türkiye olsaydı, Bosna-Hersek’te yaşanan bu soykırım yaşanmazdı. Hocalı da yaşanmazdı bugünkü Türkiye olsaydı. Azerbaycan toprakları da Karabağ da işgal edilmezdi bugünkü Türkiye olsaydı, izin vermezdik. ‘Can Azerbaycan’ demek, ‘Türkiye’ demek. Bir milletiz, iki devletiz biz.” dedi.
Çavuşoğlu, Türk dünyasının birleşmesinin hayalleri olduğunu ve gerçekleştiğini belirterek, önceden kurulan yapılanmaları teşkilat haline getirmek istediklerini ve bunu İstanbul Zirvesi’nde başardıklarını, Özbekistan Zirvesi’nde de hukuki çalışmaların tamamlanarak yatırım fonu kurduklarını söyledi.
Kuzey Kıbrıs’ın bayrağı ve anayasal adıyla Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) katıldığını vurgulayan Çavuşoğlu, “Tüm bu fırsatları lehimize çevirerek Türk dünyasını güçlendirmemiz lazım. Hayalleri gerçekleştirdik, temelleri attık. Biz ‘Türkiye Yüzyılı’ derken, ‘Türkün asrı, Türk dünyasının yüzyılı’ olacak diyoruz.” ifadelerini kullandı.

Son Haberler

Seyyid’ül Şüheda: Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği Irak’ın güvenliğidir

Seyyid'ül Şüheda Tugayları Genel Sekreteri Ebu Ala el-Welayi, ABD...

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.