25 Ağustos 2026
30.3 C
İstanbul

Kılıçdaroğlu’nun masasından son anketin sonuçları

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 14 Mayıs seçimlerine günler kala Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun oy oranıyla ilgili dikkat çeken bir çıkış yaptı. Özel, “Açık söyleyeyim, Recep Tayyip Erdoğan 43’lerde filan. Kemal Bey 48-48.5’ta. Diğer iki adayın da biri 4, biri 2 alıyor” dedi. Özel, yüzde 4 ve 2 oy oranlarının hangisinin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’ye hangisinin Sinan Oğan’a ait olduğunu ise belirtmedi.

14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala siyasi partiler de çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. 4 cumhurbaşkanı adayı il il gezerken, seçim sonuçlarını öngörebilmek içinse art arda anket çalışmaları yapılıyor.

“KEMAL BEY YÜZDE 48’LERDE”

Gelişmeler dikkatle takip edilirken CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun masasındaki anket sonuçlarını paylaştı. Özel, “Açık söyleyeyim, Recep Tayyip Erdoğan, 43’lerde filan. Kemal Bey, 48-48.5’ta. Diğer iki adayın da biri 4, biri 2 alıyor. O iki adayın bir seçim kazanamayacağı belli ama seçimin ikinci tura kalma riski var.” ifadelerini kullandı.

İNCE VE OĞAN’IN OY ORANLARI

Özel, yüzde 4 ve 2 oy oranlarının hangisinin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’ye hangisinin Sinan Oğan’a ait olduğunu ise açıklamadı. Muhalefet, eski bir CHP’li olan İnce’ye aday olup oyları böleceği sebebiyle tepki göstermişti.

“BU İŞİ BİRİNCİ TURDA BİTİRMELERİ LAZIM”

Özel, 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanı seçimine ilişkin açıklamalarına şöyle devam etti: “Bu seçim yüzde 50+1 ile alınacak seçim. 50+1’le alınabilmesi için kararsız olan gençlerin ‘Acaba ilk turda başka yere mi versem, ikinci turda böyle mi yapsam’ diyen gençlerin, bu işi birinci turda bitirmeleri lazım. Burada gençlerin yapması gereken, cehennemin kapısını birinci turda kapatmak. Eğer aralık bırakırsanız oradaki ateş memleketi yakabilir. Biz, geçmişte, 7 Haziran’da çoğunluğu kaybedenlerin 1 Kasım’da kazanmak için neler yaptıklarını gördük. O yüzden bütün herkese, sözümüze değer veren herkese diyoruz ki cehennemin kapısını birinci turda kapatın.” dedi.

Son Haberler

Şam’da ‘entegrasyon’ zirvesi: Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Ahmed Şara ile görüştü

Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Şam’da, dün akşam Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile yaptığı görüşmenin ardından bugün Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya geldi. Bu görüşme, Abdi ve Şara arasında son bir ay içinde gerçekleşen ikinci yüz yüze temas olması bakımından önem taşıyor. Askeri Entegrasyon: SDG’den yerel tugaylara Edinilen bilgilere göre, görüşmelerin en kritik başlığını DSG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu oluşturuyor. Geçtiğimiz gün Erbil merkezli Rûdaw’a özel demeç veren Mazlum Abdi, SDG’nin Suriye ordusu bünyesinde yerel tugaylar şeklinde yeniden organize edileceğini açıklamıştı. Buna göre; Haseke, Kamışlo, Derik ve Kobani tugaylarının yanı sıra Efrinli gençlerden oluşan bir tugayın da kurulması öngörülüyor. Eğitimde ‘resmi dil’ talebi Görüşmelerin önemli bir başlığı da eğitim dosyası. Kürt tarafı, Rojava’da 15 yıldır uygulanan Kürtçe müfredatın resmi olarak tanınmasını ve Kürtçenin eğitim dili olmasını talep ederken; Şam yönetiminin Kürtçeyi "seçmeli bir ders" olarak sunmayı önerdiği kaydediliyor. İlham Ahmed, Şam ziyaretinden önce, anadilde eğitimin pazarlık konusu yapılamayacak temel bir hak olduğunu vurgulamış ve Suriye anayasasında buna yasal güvence isteklerini kaydetmişti. İdari ve adli kurumlar Şam ile birleşiyor Siyasi ve idari alanda ise somut adımlar atılmaya başlandı. Cezire bölgesindeki kadın meclisleri ve yerel yönetim birimlerinin, Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı ile entegrasyonu büyük oranda tamamlandı. Ayrıca, bölgedeki yargı dosyalarının birleştirilmesi ve adliye binalarının Eylül ayı başında resmen hizmete girmesi bekleniyor. İddia: İlham Ahmed makamı reddetti Görüşmelerde, Özerk Yönetim ve SDG liderlerine devlet kademelerinde üst düzey görevler verilmesinin de gündeme gelmesi bekleniyor. İlham Ahmed’e Cumhurbaşkanı Yardımcılığı veya Dışişleri Bakan Yardımcılığı gibi görevler teklif edildiği ancak Ahmed’in, bu teklifleri "şahsi koltuk" yerine "Kürtlerin anayasal statüsü" şartına bağlayarak henüz kabul etmediği iddia ediliyor.

Dürzi lider Hicri: Dürziler İsrail devletinin ayrılmaz bir parçasıdır

Suriye’deki Dürzi toplumunun ruhani liderlerinden Şeyh Hikmet el-Hicri, Dürzilerin İsrail ile ortak bir medeniyet vizyonunu paylaştığını belirterek, "Dürziler İsrail devletinin ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. Öte yandan Süveyda kentinde İsrail’e destek amacıyla bayraklı konvoylar düzenlendi. Suriye’nin güneyindeki Süveyda vilayetinde Şam yönetiminden bağımsız hareket eden Dürzi toplumunun lideri Şeyh Hikmet el-Hicri, 24 Ağustos 2026 Pazartesi günü yaptığı açıklamada dikkat çekici ifadeler kullandı. Dürzilerin Batı dünyası ve İsrail ile "sağlıklı devletler inşa etmek için açık fikirli ve medeni bir düşünceyi" paylaştığını savunan Hicri, Dürzi toplumunu kucaklayan temel güçlerin İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri olduğunu söyledi. “İsrail bir kurumlar devletidir” Suriye ve İsrail'deki Dürzilerin kendilerini "tek bir aile" olarak gördüklerini vurgulayan Hicri, İsrail’in yönetim modeline övgüler yağdırdı: "İsrail devleti tüm bileşenleriyle gerçekten bir kurumlar, bilim ve medeniyet devleti olduğunu kanıtlamıştır. İnsanı doğru şekilde inşa eden ve hukukun üstünlüğünün herkes için geçerli olduğu bir devlettir. Bölge ülkeleri, devlet inşasında bu insani modeli örnek almalıdır." Süveyda sokaklarında ortak bayraklı yürüyüş Hicri’nin açıklamalarıyla eş zamanlı olarak Süveyda kentinde İsrail’e "destek ve şükran" yürüyüşü organize edildi. Dürzi ve İsrail bayraklarının yan yana taşındığı araç konvoylarında, Şeyh Hikmet el-Hicri ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun fotoğrafları yer aldı. Yürüyüşe katılanlardan Firas Şukayr, "İsrail ordusu ve hükümetine, yıl boyunca Dürzi toplumunu korudukları için minnettarız. Güvenlik anlaşmasına varıldı, bir an önce imzalanmasını bekliyoruz" derken; Tarık Ebu Hamdan adlı bir diğer gösterici ise İsrail'in Dürzilerin güvenliğini ve inancını garanti altına almasını istediklerini dile getirdi. Şiddet olayları ve İsrail müdahalesi Süveyda’daki kriz, 13 Temmuz 2025’te Dürzi milisler ile Bedeviler arasında çıkan çatışmalarla başlamıştı. Suriye ordusunun müdahalesi sonrası tırmanan gerilimde, İsrail Şam yönetimine ait askeri hedefleri ve başkentteki Savunma Bakanlığı binasını hava saldırılarıyla hedef almıştı. Dürzi lider Hicri, Şam hükümetini sivil halka karşı "imha savaşı" yürütmekle ve çocukları, kadınları kaçırmakla suçladı. Hicri, Süveyda’nın "tam egemenlik haklarını" alması durumunda bölgedeki istikrarın temel taşı olabileceğini savundu. Ürdün’de Suriye-İsrail görüşmesi Süveyda’daki bu gelişmeler yaşanırken, Şam ile Tel Aviv arasında üst düzey diplomatik temasların gerçekleştiği bildirildi. Suriye resmi haber ajansı SANA, Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve istihbarat başkanlarından oluşan bir heyetin, pazar günü Ürdün’de ABD arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmelerde, İsrail saldırılarının durdurulması ve bir güvenlik anlaşması imzalanması yönündeki müzakerelerin yeniden başlatılmasının ele alındığı kaydedildi. İsrail Başbakanı Netanyahu, geçmişte yaptığı açıklamalarda Suriye’deki Dürzilerin güvenliğini koruma sözü vermişti.

PKK yaşamını yitiren 38 HPG üyesinin daha kimliklerini açıkladı

Farklı tarihlerde yaşamını yitiren Şırnak ve Siirt nüfusuna kayıtlı 38 HPG üyesinin daha kimlik bilgilerini açıkladı.   Kendini fesheden PKK, daha önce farklı tarihlerde ve farklı yerlerde hayatını kaybeden Hakkari, Diyarbakır ve Van nüfusuna kayıtlı üyelerinin künye ve kimlik bilgilerini toplu şekilde açıklamıştı.PKK'nin askeri kanadı HPG'nin “Şehidenme” adlı internet sitesi üzerinden, farklı tarihlerde yaşamını yitiren üyelerinin kimlik bilgileri kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklanan listede yer alan kişilerin kod adları, gerçek isimleri, doğum yerleri ile yaşamlarını yitirdikleri tarih ve yerler şöyle: Dengtav Serdem Pîr – Nurullah Aşrak – Şırnak – 22 Nisan 2017 / Garê Şiyar Jîrkî – Serhat Erdem – Şırnak – 22 Temmuz 2019 / Avaşîn Agir Botan – Sezer Arslan – Şırnak – 21 Ekim 2017 / Zap Zagros Kiçî – Azad Ecer – Şırnak – 13 Şubat 2019 / Heftanîn Yılmaz Cûdî – Halil Adalı – Şırnak – 5 Şubat 2016 / Şırnak Xelîl Cûdî – Ahmet Berk Yanar – Şırnak – 9 Haziran 2018 / Zap Tolvîn Botan – Meryem Kocabey – Şırnak – 13 Eylül 2021 / Garê Şervan Kiçî – Şerif İdiz – Şırnak – 14 Haziran 2020 / Garê ...

Pakistan’dan İran’a kritik ziyaret: Önemli ilerleme sağlandı

Pakistan ve İran, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş ile çatışmanın sona erdirilmesine yönelik yapılan görüşmelerde “önemli ilerleme” sağlandığını açıkladı. Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in Tahran ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, taraflar arasında kapsamlı ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirildiğini söyledi. Pakistan ordusundan yapılan açıklamaya göre, Münir ile İran yönetimi arasındaki temaslarda çatışmanın daha fazla tırmanmasının önlenmesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesi için atılabilecek adımlar ele alındı. Tarafların ayrıca bölgesel barış ve anlaşmazlığın müzakere yoluyla çözüme kavuşturulmasına ilişkin görüş alışverişinde bulunduğu belirtildi. Nakvi, X hesabından yaptığı paylaşımda, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın hükümetinin yaklaşımını açık bir şekilde aktardığını belirterek, “Gündemdeki konular hakkında oldukça yapıcı bir görüş alışverişinde bulunduk” dedi. Asım Münir’in Tahran ziyareti öncesinde ABD Başkanı Donald Trump ile de görüştüğü bildirilmişti. Trump geçen hafta, İran’a “herhangi bir türde can simidi” sağlayan ülkelere ekonomik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulunmuştu. İran ise buna karşılık Körfez’den yapılan tüm petrol ihracatını durdurma tehdidinde bulunmuştu.

ABD, Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkardı

ABD, Suriye'yi "Teröre destek veren ülkeler" listesinden çıkararak Şam...

Kani Torun, Demirtaş’la görüşmesini anlattı: “Ankara’da görev almak istiyorum”

Bursa Milletvekili Kani Torun, yaklaşık üç ay önce Selahattin...

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed Şam’a gidiyor

Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Suriye hükümeti yetkilileriyle görüşmek üzere başkent Şam’a gidiyor. ANHA’da yer alan habere göre; Abdi ve Ahmed’in bugün gerçekleşecek Şam ziyaretinde, Özerk Yönetim kurumlarının merkezi hükümete entegrasyonu ve bu sürece ilişkin teknik detayların ele alınması bekleniyor. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı kurumların Suriye sistemine dahil edilme (entegrasyon) sürecinin henüz tamamlanmadığını, ancak bu konuda “yeni bir aşamaya geçildiğini” duyurmuştu. Görüşmenin, Abdi’nin işaret ettiği bu "yeni aşama" kapsamındaki ilk üst düzey temaslardan biri olduğu belirtiliyor.

Türkiye Gündemi

Kani Torun, Demirtaş’la görüşmesini anlattı: “Ankara’da görev almak istiyorum”

Bursa Milletvekili Kani Torun, yaklaşık üç ay önce Selahattin...

DEM Parti’den Öcalan’a atfedilen ‘görüşme notları’na açıklama: Metinlere müdahale edildi!

DEM Parti, "İmralı Heyeti'nden ya da Sayın Öcalan ile görüşen aile ve avukatlarından gelmeyen, resmî bir zemine dayanmayan hiçbir belge, not ya da bilgiye itibar edilmemelidir" açıklamasını yaptı. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın, çerçeve yasa sürecinde DEM Parti heyetleriyle yaptığı görüşmelerin dökümü olduğu iddia edilen metinlere ilişkin DEM Parti İmralı Heyeti'nden açıklama geldi. Heyet, "görüşme notu" adı altında paylaşılan metinlerde ekleme ve çıkarmalar yapıldığını belirterek, resmi kanallardan paylaşılmayan belge ve bilgilere itibar edilmemesi çağrısında bulundu. DEM Parti İmralı Heyeti, son günlerde sosyal medyada Öcalan'a atıfla "görüşme notu" ve "tutanak" adı altında bazı metinlerin dolaşıma sokulduğunu belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Son günlerde bir kez daha sosyal medyada Sayın Abdullah Öcalan’a atıfla “görüşme notu” ve “tutanak” adı altında bazı metinler dolaşıma sokulmaktadır. Bağlamı ve mesnedi belirsiz bırakılarak “görüşme notu” adıyla paylaşılan metinlerde ekleme, çıkarmalar yapılmakta, bir kez daha şahsiyetlere ilişkin kimi ibarelerin yerleştirildiği görülmektedir. “Tutanak” adı altında paylaşılan diğer bazı metinlerde de kamuoyunu yanıltmaya ve süreci provoke etmeye yönelik iddialar ortaya atılmaktadır. Bu girişimleri, Sayın Öcalan’ı ve önemli bir eşiğe ulaşan süreci doğrudan sabote etmeye dönük tehlikeli bir faaliyet olarak değerlendirdiğimizi ve bunun hiçbir şart altında kabul edilebilir olmadığını açıkça ifade ediyoruz. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki; İmralı Heyeti’nden ya da Sayın Öcalan ile görüşen aile ve avukatlarından gelmeyen, resmi bir zemine dayanmayan hiçbir belge, not ya da bilgiye itibar edilmemelidir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. DEM Parti İmralı Heyeti 23 Ağustos 2026”

İsrail Dışişleri Bakanı Katz’tan ‘Türkiye’ açıklaması: Net istihbarat almıştık

İsrail savunma Bakanı Yisrael Katz, Suriye'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'nün vurulmasının ardından yaptığı açıklamada, "İsrail ordusu, Suriye'deki Ebu Zuhur üssüne (daha önce) birden fazla kez saldırı düzenlenmesini önermişti. Türkiye'nin burada İsrail'in güvenliğini tehlikeye atacak eylemler gerçekleştirmeyi planladığına dair net istihbarat almıştık” dedi. Bakan Katz, Suriye’deki Ebu Zuhur hava üssüne yönelik saldırıyla ilgili açıklama yayımladı. Katz açıklamada İsrail ordusunun üsse birden fazla kez saldırı önerdiğini, “Türkiye’nin orada İsrail güvenliğini tehlikeye atacak faaliyetler planladığına dair net istihbarat alındığını” söyledi. Katz, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte Suriye’ye üst düzey uyarı yapıldığını, istihbaratın ABD ile paylaşıldığını ve uyarılar dikkate alınmayınca saldırının onaylanıp başarıyla gerçekleştirildiğini belirtti. İsrail Savunma Bakanı Katz’ın açıklamasından öne çıkanşar şöyle: “İsrail ordusu, Suriye'deki Ebu Zuhur üssüne (daha önce) birden fazla kez saldırı düzenlenmesini önermişti. Türkiye'nin burada İsrail'in güvenliğini tehlikeye atacak eylemler gerçekleştirmeyi planladığına dair net istihbarat almıştık. Güvenlik birimleriyle yapılan istişarelerin ardından Başbakan Netanyahu ve ben, Suriye yönetimine en üst düzeyde doğrudan bir uyarıda bulunmaya ve bu hamleyi engellemeye karar verdik. Bu istihbarat, ABD'deki ilgili makamlarla paylaşıldı. Uyarılarımız dikkate alınmayınca saldırıyı onayladık ve operasyon başarıyla gerçekleştirildi. “Barrack'ın açıklaması çok sayıda yanlış barındırıyor” Erdoğan, Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklüyor. Buna izin vermeyeceğiz. Erdoğan için en iyisi, İsrail'in kendini savunma kararlılığını sınamaya çalışmak yerine, Meclis'te İsrail'e yönelik boş ve hayalperest konuşmalar yapmaya devam etmesidir. Erdoğan eli kurabiye kavanozundayken yakalandı ve geri çekilmek zorunda kaldı. ABD Özel Temsilcisi Barrack'ın açıklaması, çok sayıda yanlışlık ve Trump'ın Golan Tepeleri konusundaki kendi tutumuyla çelişen görüşler içeriyor."

İdris Naim Şahin’den Kuriş açıklaması: ‘Kiraladığım araç benden izinsiz kullanılmış’

Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş'e yönelik soruşturmada aranan kardeşi...

Barrack: İsrail saldırısı sırasında Türkiye’ye haber verilmedi, üçlü çatışmasızlık mekanizması kurulabilir

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye’de, Türkiye sınırı yakınlarındaki Ebu Zuhur hava üssünü vurmasının ardından, ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir "çatışmasızlık mekanizması" kurmak için çalıştığını duyurdu. Aynı zamanda ABD'nin Ankara Büyükelçisi olan Barrack; Türkiye'nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirterek, "Sonuç olarak Türkiye, kendi topraklarına doğru kuzeye yönelen uçakları gözlemledi ve bu durum karşısında doğal olarak kendi askeri yanıtını hazırlayabilirdi" diyerek olası bir Türk askeri reaksiyonuna dikkat çekti. Reuters'a konuşan Barrack, "Neyse ki sağduyu galip geldi ve durumun daha da kötüleşmesi engellendi" ifadelerini kullandı. Türkiye saldırıyı kınadı Türkiye ise, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne yönelik İsrail saldırılarını kınadı ancak olası bir çatışmasızlık mekanizması hakkında açıklama yapmadı. "Çatışmasızlık mekanizması” askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları veya kazara meydana gelebilecek çatışmaları önlemeyi amaçlayan bir iletişim kanalı olarak biliniyor. NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan ve geçamn hafta Pakistan ve Suudi Arabistan ile karşılıklı savunma paktı imzalayan Türkiye, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın en önemli müttefiklerinden biri. Ankara; Suriye ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapısının yeniden inşasına yardımcı oluyor, ayrıca askeri ve diplomatik destek sağlıyor. Barrack, "Türkiye" ismini kullanarak yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye hava üssüne yönelik saldırılarının, "Türkiye'nin yakın gelecekte bu üsteki varlığını artırabileceğine dair doğru ya da yanlış bir algıyı yansıttığını" söyledi. Özel Temsilci Barrack, "Bu durum; İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacı vurguluyor. Gelecekteki iletişim kopukluklarını önlemek adına böyle bir mekanizma kurmak için aktif olarak çalışıyoruz. Şu anki öncelik gerilimi düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan açmaktır” dedi. Hizmet dışı kalmıştı Türkiye sınırının yaklaşık 70 km doğusunda bulunan hava üssü, 2013 yılından bu yana münhasır bir askeri havaalanı olarak hizmet dışı kalmış durumda. Üs, Suriye'de Beşar Esad'a sadık güçler ile muhalif gruplar arasında 14 yıl süren iç savaş boyunca birkaç kez el değiştirmişti. Suriye devlet televizyonu, askeri bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in üssün pistine ve depolama tesislerine sekiz hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Ayrı bir askeri kaynak ve üs yakınında yaşayan bir sivil, herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi. İsrail ordusu ise saldırılar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. İsrail, yıllardır İran nüfuzunu dizginlemek ve Lübnan'daki Hizbullah'a silah ulaşmasını engellemek amacıyla Suriye'deki hedefleri vuruyor. 2024 yılında Beşar Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye'nin yeni yöneticilerine de şüpheyle yaklaşan İsrail, ülkede askeri operasyonlarını sürdürüyor; son olarak mart ayında Suriye'nin güney ve orta kesimlerindeki hükümet tesislerine saldırılar düzenlemişti.

Pervin Buldan’dan Adalet Bakanlığı’na başvuru: Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetleri araştırılsın

Meclis Başkan Vekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli karanlık noktalarından biri olarak kabul edilen Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerine ilişkin yeni bir hukuki süreç başlattıklarını duyurdu. X sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Buldan, avukatı Bişar Alınak aracılığıyla Adalet Bakanlığı’na başvurulduğunu belirtti. Sorumluların yargı önüne çıkarılması talep edildi Yapılan başvuruda, söz konusu cinayetlerin arka planındaki siyasi ve örgütsel bağlantıların ortaya çıkarılması temel hedef olarak gösterildi. Başvuru dilekçesinde, olayın tüm yönleriyle yeniden araştırılması, sorumluların tespit edilmesi ve bu kişilerin yargı mercileri önüne çıkarılması talep edildi. Açıklamasında davanın tarihsel önemine dikkat çeken Pervin Buldan, bu dosyanın yalnızca geçmişe ait bir vaka olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Buldan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bu dosya, Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan aydınlatılmamış siyasi cinayetler ve cezasızlık pratiği bağlamında değerlendirilmesi gereken bir dosyadır. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak bu tür olayların etkin soruşturulması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunludur." Hukuki süreç takip edilecek Soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesi noktasında kararlı olduklarını ifade eden Buldan, suçluların tespiti ve adaletin tecellisi için başlatılan hukuki sürecin yakından takipçisi olacaklarını kaydetti. Söz konusu cinayetler, 3 Haziran 1994 tarihinde İstanbul’da kaçırılan Pervin Buldan eşi iş insanı Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın cansız bedenlerinin Bolu’nun Yığılca ilçesinde bulunmasıyla Türkiye gündemine oturmuş, geçen yıllara rağmen failler yargı karşısına çıkarılmamıştı. Savaş Buldan 2 Haziran 1994’te İstanbul Yeşilyurt’taki Çınar Oteli’nden, polis kimlikli, polis yelekli ve telsizli sekiz kişi tarafından Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’la birlikte kaçırıldı ve sonrasında öldürüldü. Buldan ve arkadaşlarının cansız bedenleri, 4 Haziran 1994’te Bolu’nun Yığılca ilçesi Melen çayı kenarında bulundu. Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın bedenlerinde işkence izlerine rastlandı. Dönemin başbakanı Tansıu Çiller’di ve o yıllarda çözellikle Kürtlere yönelik çok sayıda faili meçhul cinayet işleniyordu. Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te, “Elimizde PKK’ya yardım eden Kürt işadamlarının listesi var. Listede 60 kadar isim bulunuyor. Devlet PKK’yla olduğu gibi, PKK’ya mali destek sağlayanlarla da her biçimde mücadele edecektir” demişti.

Devlet Bahçeli: Çerçeve yasa, milli birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesinde önemli bir aşama

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çözüm sürecine ilişkin değerlendirmesinde, TBMM’de kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un önemli bir eşik olduğunu belirtti. Bahçeli, düzenlemenin “milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi” gösterdiğini ifade ederek, bundan sonraki süreçte ortak raporda yer alan diğer adımların atılması ve ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi. Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği röportajda, Türkiye’de devam eden çözüm süreci ve TBMM’de kabul edilen “çerçeve yasaya” ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, yaklaşık iki yıldır yürütülen çalışmaların ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen düzenlemeyle önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti. Kanunun 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesinin “milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı” gösterdiğini söyleyen Bahçeli, sürecin toplumun geniş kesimleri ve Meclis’te yapılan tartışmalarla şekillendiğini ifade etti. “Ortak gelecek iradesi ortaya konuldu” Bahçeli, Meclis bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarının da sürecin önemli bir parçası olduğunu belirterek, farklı görüşlerin Meclis’te ele alındığını söyledi. Bu çalışmaların Türkiye’ye özgü bir model ve önemli bir mutabakat ortaya çıkardığını kaydeden Bahçeli, “Eller Türkiye’nin huzuruna, ortak ve güçlü geleceğine kalkmıştır” değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasi partiler, milletvekilleri ve sürece katkı sunan kişi ve kurumlara teşekkür etti. “Terörsüz Türkiye” hedefinin bir devlet politikası ve Türk siyasetinin başarısı olduğunu belirten Bahçeli, bu hedefin “topyekûn milletin eseri” olmasını temenni etti. “Bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi” Bahçeli, düzenlemenin yalnızca hukuki bir adım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sürecin aynı zamanda demokratikleşme, kalkınma ve toplumsal bütünleşme açısından önem taşıdığını söyledi. “Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda önemli bir eşik aşılmıştır” diyen Bahçeli, meselenin siyaset üstü bir konu olduğunu ifade etti. Bahçeli, kanunun 86 milyon vatandaşın yanı sıra yakın coğrafyadaki halklar açısından da kazanım sağlayacağını belirterek, süreci “bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi” olarak nitelendirdi. “Kanun yeni bir safhanın başlangıcı olacak” Bahçeli, Meclis’te kabul edilen düzenlemenin bir son değil, yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirtti. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ortak raporda yer alan diğer adımların da hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılmasının ve uygulamaların kurumlar arasında işbirliği ve eşgüdüm içerisinde yürütülmesinin önemine dikkat çekti. Bahçeli ayrıca, önümüzdeki dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması dahil olmak üzere tartışmalı konuların gözden geçirilmesi ve adaletin tesisine yönelik çalışmaların etkinleştirilmesinin gündeme gelebileceğini ifade etti. “Kanun, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor” Bahçeli, düzenlemenin hukuki niteliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Kanunun mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme olmadığını belirten Bahçeli, devam eden soruşturma ve kovuşturmalar ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacağını söyledi. Düzenlemenin, ceza adalet sistemi ve infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliğinde olduğunu ifade etti. “Birlik ve dayanışma duygusunda uzlaşmalıyız” Bahçeli, bundan sonraki süreçte temel hedefin toplumsal barış ve kardeşliğin kalıcı şekilde güçlendirilmesi olduğunu belirtti. Siyaset alanının genişlediği, siyasi rekabetin demokratik sınırlar içerisinde yürütüldüğü ve farklı kesimlerin ortak gelecek etrafında buluştuğu bir sistemin inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, “Milli birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Hep birlikte Türkiye olalım gaye ve gayretindeyiz” dedi. Bahçeli, sürecin başarıya ulaşması için provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini de belirterek, toplumsal huzurun korunmasının önemine işaret etti. “Süreçte gizli bir pazarlık söz konusu olmadı” Bahçeli, çözüm sürecine ilişkin eleştirilere de yanıt verdi. Süreçte herhangi bir gizli pazarlığın söz konusu olmadığını belirten Bahçeli, çalışmaların “sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle” yürütüldüğünü söyledi. Bahçeli, hedefin Türkiye’nin geleceğini milli birlik ve dayanışma temelinde güçlendirmek olduğunu ifade etti. “Anadolu’dan yayılan kardeşlik arzusunu paylaşacağız” MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye’nin ortak geleceğine ilişkin mesajında birlik ve kardeşlik vurgusunu öne çıkardı. “Milli birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Hep birlikte Türkiye olalım gaye ve gayretindeyiz” diyen Bahçeli, birlikten doğan güçle Türkiye’nin geleceğini inşa etme kararlılığında olduklarını söyledi. Bahçeli, “Anadolu’dan yayılan kardeşlik arzusunu ve heyecanını tüm ülke sathında kutlu bir toya dönüştürerek paylaşacağız” ifadelerini kullandı. Bahçeli, sürecin nihai hedefinin ise Türkiye’de huzur, güven, demokratikleşme, kalkınma ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesi olduğunu vurguladı.

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...