3 Ekim 2026
15.1 C
İstanbul

Erdoğan: Bu millet 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır

Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuşuyor.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Ülke olarak her ne kadar birileri kabul etmese de asrın felaketi diye nitelenen 7.7 ve 7.6 ve sonrasında gelen büyüklüğü 6.6’ya kadar çıkan 11 bin 400 sarsıntı yaşadık. Bölgede 62 ilçede ve 10 bin 190 köyde çok ciddi yıkımlara neden olan depremleri yaşamaya devam ediyoruz. Büyüklükleri 4’ün, 5’in üzerine çıkabilen tedirginlik sürüyor. Sürecin normal olmadığını tüm bilim insanları söylüyor. Türkiye bir çeşit deprem fırtınasına tutulmuş durumdadır.

Yaşadığımız coğrafyanın bir gerçeği olan depremleri engelleyebilmemiz mümkün değildir. Bize düşen görev, evvela deprem öncesi altyapısıyla, yollarıyla, hastaneleriyle, konutları, işyerleriyle, güvenli yerleşim yerleri inşa etmek, hazırlık yapmaktır. Ardından ise en etkin acil yardım çalışmalarını yürütmek, yaraları sarmaktır. Her iki konuda da ülkemiz son 20 yılda geçmişle mukayese edilemeyecek ilerleme kaydetmiştir.

Ülkemizdeki tüm arama kurtarma ekiplerinin, dünyadaki arama kurtarma ekiplerinin de önemli bir kısmını deprem bölgesinde topladık. Bölgede görevlendirdiğimiz toplam kamu görevli sayısı 271 bin. Türk Silahlı Kuvvetlerimizle tüm imkanlarıyla bu çalışmalara katıldı. Gönüllülerle neredeyse yarım milyon insan depremzedelerimizin imdadına koştu.

Bu rakamlar değil ülkemizde dünyanın her yerinde böylesine geniş çaplı felakete müdahale edebilecek ekip bulmanın mümkün olmadığına işaret ediyor. Ülkemize gelen yabancı ekipler de bunları ifade ettiler. Biz bahanelerin arkasına sığınmıyoruz.

Kimi eksiklikler, aksaklıklar yaşanmıştır ama herkes şahittir ki var gücümüzle yardıma koştuk. Birilerinin insanlarımızla birlikte devletin de enkaz altında kalmasını ellerini ovuşturarak beklediğini biliyoruz.

Acilen yapılması gereken tüm işler yapılınca bunlar da eski kimliklerine büründüler. Bütün bu vaveylayı koparanlar, bu sirk cambazları, felaket tellalları, acaba bölgeye bugüne kadar kaç kere gittiler? Şahsım ve Cumhur İttifakı olarak bölgeye 2 kez gittik.

Deprem yaklaşık 500 kilometrelik bir çapa sahip alandaki 14 milyon insanımızı doğrudan etkiledi.

203 bin 958 bina yıkık, ağır hasarlı, ya da acil yıkılacak durumda. Bunların yüzde 98’i 2000 yılı öncesi yapılmış.

Bugün yavru muhalefet çıkmış yargıyı bizim yönlendirdiğimizi, bizim adeta yön verdiğimiz söylüyor. Ya ayıptır. Türkiye’de Erdoğan’ın bu konuda nasıl davrandığını Rabbim bilir. Sen önce kendini düzelt. Bu millet inşallah 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır. Bu tür kuru sıkı atanlara da prim vermeyecektir.

Birileri için oturdukları yerden atıp tutmak, ağzına geleni söylemek kolay. Onlar deprem bölgesine gidip sadece poz verip dönecek, sadece kameralar önünde yaşanan acının istismarını yapacaktır. Çünkü bunların sırtında insanların vebali yok.

Biz söylediğimiz her şeyi yapmakla, yaptığımız her şeyin hesabını vermekle mükellefiz.

Enkazları kaldıracağız, yaraları saracağız, yıkılanların yerine daha iyisini yapacağız, gönülleri alacağız, insanımızın önüne yeni bir gelecek sereceğiz.

Helallik istemek bizim zaafiyetimiz değil, milletimizle aramızdaki samimi muhabbetin ifadesidir. Milletimizle böyle bir gönül bağı olmayanlar adeta deprem turisti edasıyla bölgeden gelip geçenler, bu hasbi muhabbetin manasını kavrayamaz. Onun için dikkat ederseniz deprem anından beri bu kifayetsiz muhterislerin hiçbirini muhatap almadık, cevap vermeye tenezzül etmedik. Şu anda biz can derdindeyiz, onlar mal derdinde. Aramızda böyle bir fark var.

Bunları yaparken söylenen her şeyi, takınılan her tutumu, oluşturulmak istenen her algıyı, şimdilik -rahatsız oluyorlar gerçi ama, söyleyeceğim- not ediyoruz. Vakti gelince bu notları açıklayacağız.

Şimdi tek gündemimiz depremdir. Depremin yol açtığı acılardır. Bunların telafileridir. Sözümüzü sadece millete söylüyoruz. Vatandaşımızın mağduriyetini giderene kadar başka bir şey ile ilgilenmeyeceğiz. Bu zor günlerde bile iç hesaplaşmadan başlarını kaldıramayıp ülkenin gerçek gündemine dönemeyenleri milletimize havale ediyoruz.

Erdoğan, deprem bölgesinde yapılacak olan konut projelerini şöyle açıkladı:

Hatay’da 145 bin 650 konut, 15 bin 224 köy evi

Maraş’ta 83 bin 18 bin 681 köy evi

Malatya 62 bin konut 16 bin 714 köy evi

Adıyaman 43 bin 400 konut

Osmaniye’de 11 bin 600 konut ve 1598 köy evi

Diyarbakır 6 bin konut 634 köy evi

Elazığ’da 4500 konut 588 köy evi

Şanlıurfa’da 3 bin konut 700 köy evi

Adana’da 1800 konut 293 köy evi

Kilis 1250 konut 1681 köy evi yapacağız.

“Biz yaparız, biz laf üretmeyiz, iş üretiriz. Bunu yaptıklarımızla zaten ispat ettik” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

Her seferinde bize başaramazsınız dediler ama biz verdiğimiz sözleri yerine getirdik. İnsanımızın bize olan inanç ve güvenini boşa çıkarmadık. 6 Şubat depremlerinin izlerini kısa sürede inşallah sileceğiz. Deprem bölgesini dayanışma içerisinde ayağa kaldıracağız.

Artık hiçbir şekilde yatay ve bölgenin kültürüne uygun özgün mimariden taviz vermeyeceğiz. Fay hattında yapılaşma olmayacak. Zemine uygun yerlerde ise düşük yoğunluklu az katlı sağlam binalar inşa edilebilecek.

Öte yandan Erdoğan, Afet Yeniden İmar Fonu kurulacağını açıklayarak, Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli oluşturmayı planladıklarını ve ilk toplantılarını cuma günü yapacaklarını bildirdi.

Son Haberler

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.