3 Ekim 2026
15.1 C
İstanbul

Kazakistan’da dünyanın en büyük kripto para madenlerinden biri görüntülendi

Kazakistan, son bir yılda kripto para madencilerine yönelik vergiyi yükseltme ve elektriğe erişimlerine sınırlandırma getirse de Bitcoin üretiminde dünyanın ‘lider’ ülkeleri arasında yer alıyor.
Cambridge Üniversitesi uzmanlarının Ocak 2022’de yayımladıkları son rapora göre, kripto para madenciliğinde yüzde 13.22’lik payla ABD ve Çin’den sonra üçüncü sırada yer alan Kazakistan‘da, 300’e yakın kripto madeni bulunuyor.
Kazakistan’da 2019’dan bu yana faaliyet gösteren ve dünyanın en büyük kripto madenleri arasında yer alan Enegix şirketinin veri merkezini görüntülendi.
Ülkenin kuzeyindeki Ekibastuz kenti yakınındaki devasa tesise ulaşmak için başkent Astana’dan yaklaşık 300 kilometre yol katetmek gerekiyor.
Kazakistan'da dünyanın en büyük kripto para madenlerinden biri görüntülendi - Sputnik Türkiye
1/6
Tesisin, Ekibastuz’da yer alması tesadüf değil. Çünkü buranın kışın soğuk, yazın ise ılıman iklimi gece gündüz kesintisiz çalışan kripto bilgisayarların ısınmadan düzenli çalışmasına imkan sağlıyor. Geniş bozkırın ortasında toplam 15 hektarlık alana inşa edilen ve sıkı güvenlik tedbirlerinin alındığı tesiste, kripto para madenciliği için tasarlanmış bilgisayarların yerleştirildiği 8 büyük hangar mevcut. Burada yaklaşık 55 bin bilgisayar, sahiplerine dünyanın en pahalı kripto parası Bitcoin’i kazandırmak için durmadan çalışıyor.
Ancak bu hangarlara ilk kez girenleri alışık olmadıkları bir gürültü karşılıyor. Makinelerden çıkan bu vızıltıya, kripto madenciler kendi aralarında 'dijital paranın sesi' diyor.  Enegix Şirketi Hosting (Barındırma) Departmanı Müdürü Yersayın Nurtoleuov, şirket olarak küresel Bitcoin'in yüzde 1.3'lük payını elinde tuttuklarını söyledi.  Nurtileuov, tesisin müşterilere saatte 180 megavat elektrik sağlama gücüne sahip olduğunu belirterek "Bizim veri merkezimize cihazını (bilgisayarını) yerleştiren müşterilerimize yatırımcılar diyoruz. Onlar buraya sadece cihazlarını getiriyorlar; cihazların açılması, internete bağlanması ve küresel kripto ağ gücüne erişiminin sağlanması gibi daha sonraki süreçlerle biz ilgileniyoruz. Yani şirketimiz genel anlamıyla kripto madenciliği yapan cihazlara ev sahipliği yapıyor ve çalışması için temel altyapısını sağlıyor" dedi. - Sputnik Türkiye
2/6

Ancak bu hangarlara ilk kez girenleri alışık olmadıkları bir gürültü karşılıyor. Makinelerden çıkan bu vızıltıya, kripto madenciler kendi aralarında ‘dijital paranın sesi’ diyor. Enegix Şirketi Hosting (Barındırma) Departmanı Müdürü Yersayın Nurtoleuov, şirket olarak küresel Bitcoin’in yüzde 1.3’lük payını elinde tuttuklarını söyledi. Nurtileuov, tesisin müşterilere saatte 180 megavat elektrik sağlama gücüne sahip olduğunu belirterek “Bizim veri merkezimize cihazını (bilgisayarını) yerleştiren müşterilerimize yatırımcılar diyoruz. Onlar buraya sadece cihazlarını getiriyorlar; cihazların açılması, internete bağlanması ve küresel kripto ağ gücüne erişiminin sağlanması gibi daha sonraki süreçlerle biz ilgileniyoruz. Yani şirketimiz genel anlamıyla kripto madenciliği yapan cihazlara ev sahipliği yapıyor ve çalışması için temel altyapısını sağlıyor” dedi.

Kazakistan'da dünyanın en büyük kripto para madenlerinden biri görüntülendi - Sputnik Türkiye
3/6
Bitcoin madenciliği için tesiste her türlü imkanı barındırdıklarını kaydeden Nurtoleuov, bunlardan en önemlisinin elektriğin kesintisiz sağlanması ve cihazların 7/24 denetlenmesi olduğunu söyledi. Nurtoleuov, tek bir bilgisayarın devre dışı kalmaması için 100’den fazla kişiyi istihdam ettiklerini kaydederek “Genellikle genç IT uzmanları çalışıyor. Çalışanlarımızı kendimiz eğitiyoruz. 15 günlük vardiya yöntemiyle çalıştıklarından dolayı tesisimiz sınırları içinde yurt ve yemekhanemiz mevcut” diye konuştu. Yaklaşık 150’den fazla kamera ile izlenen tesisin veri merkezleri aynı zamanda İlya Fomin gibi sistem operatörleri tarafından da sürekli takip halinde. Fomin, asıl görevinin veri merkezindeki Bitcoin cihazlarının 7/24 çalışır durumda olması için elinden geleni yapmak olduğunu anlatarak “Bu cihazlar çalışırsa Bitcoin ağı da çalışır ve kripto para üretimi yapılır” ifadesini kullandı. Söz konusu Bitcoin cihazlarının çalışması için en önemli hammaddenin elektrik olduğunu dile getiren Fomin, “Bu hangardaki veri merkezinde bulunan bir Bitcoin cihazı saatte 3,5 kilovat elektrik tüketiyor. Yani elektrik yoksa kripto para da yok demek” değerlendirmesini yaptı.
Kazakistan'da dünyanın en büyük kripto para madenlerinden biri görüntülendi - Sputnik Türkiye
4/6
Fomin, Bitcoin madenciliğinin özünün ise işlemlerin herhangi bir aracı olmaksızın doğrudan iletilmesinden ibaret olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Çiplerin bulunduğu bu cihazlar Bitcoin veya diğer kripto paralara gerekli önbelleği oluşturmak için kırılamayacak kadar uzun bir harf, sayı dizisini ortaya çıkarır. Tüm bunlardan sonra, veri işlemi başarıyla aktarılmış sayılır ve cihazın sahibi Bitcoin veya diğer kripto para birimi şeklinde kar elde eder.” Yakın zamana kadar dünyanın en büyük ikinci kripto madeni sayılan tesisin yetkilisi, son bir yılda Kazakistan’da yaşanan elektrik krizi nedeniyle ithal elektrikle çalıştıklarını ve dünyada Bitcoin’in değer kaybetmesi gibi etkenlerden dolayı da faaliyetlerini sınırlandırdıklarını dile getirdi. Nurtoleuov, şirket olarak bunları geçici sıkıntı gördüklerini belirterek “Bitcoin grafiğine bakarsak hep dalgalı olduğunu görürüz. Bu yıl ‘kripto kışı’ yaşıyoruz. Ancak bu yıl önemli ölçüde yükselmesini bekliyoruz. Yaklaşık 100 bin dolara kadar yükseleceğini tahmin ediyoruz” dedi.
Kazakistan'da dünyanın en büyük kripto para madenlerinden biri görüntülendi - Sputnik Türkiye
5/6
Kazakistan Blok Zincir ve Veri Merkezi Endüstrisi Birliği Üyesi Sergey Putra ise hükümet ile sektör arasında yaşanan bazı anlaşmazlıkların yasal düzenin olmamasından kaynaklandığına işaret etti. Putra, asıl sorunun kayıt dışı çalışan kripto madenleri olduğunun altını çizerek “Çok sayıda kripto cihazlar yasal olmayan yollarla ülkeye sokuldu. Şimdi bu cihazları elde edenler oto yıkama, pizzacı gibi yerlerde saklanarak kripto para madenciliği yapıyorlar. Buna karşıyız. Biz vergisini ödeyen ve veri merkezleri olan ‘beyaz madenciler’ dediğimiz kripto madenlerini destekliyoruz” diye konuştu. Kazakistan Parlamentosunda kripto para madenciliğini yasallaştıracak ‘Dijital Varlıklar Hakkındaki’ yasa tasarısının görüşüldüğünü aktaran Putra, kendisinin de söz konusu yasa tasarısının hazırlanmasında uzman olarak yer aldığını söyledi.
Kazakistan'da dünyanın en büyük kripto para madenlerinden biri görüntülendi - Sputnik Türkiye
6/6
Putra, daha önce ülkede böyle bir sektörde yasa tasarısı geliştirilmediği için sürecin zor geçtiğini anlatarak “Bu yasa tasarısıyla artık dijital madencilik, lisanslı bir faaliyet olacak. Bu lisanslar iki kategoride verilecek. Birinci kategori, madencilik ekipmanların yerleştirildiği veri merkezlerinin sahiplerine ikinci kategori ise sadece madencilik bilgisayarı olan bireysel girişimciyi kapsayacak” ifadelerini kullandı. Ayrıca yasa tasarısında yer alan diğer bir maddeye göre bundan sonra ülkeye getirilecek tüm madencilik cihazların işaretleneceğini ve tek bir sistemde kaydı yapılacağını aktaran Putra, bunun, sektörün şeffaflığı açısından önemli olduğunu vurguladı. Putra, kripto madenciliğinde 1 megavatın altında elektrik tüketiminin yasaklanacağını da dile getirerek “Bu, 1 megavat ev ortamında, garajda veya başka yerlerde kayıt dışı kripto para madenciliği yapanların önünü kesmek için belirlediğimiz en düşük tavan” değerlendirmesinde bulundu. Kazakistan’daki ucuz elektrik, uygun hava koşulu gibi faktörler ülkede 2019’da kripto para madenciliğinin sanayileşmesine neden oldu. Özellikle 2021’in yazında Çin’de her türlü kripto para madenciliğinin yasaklanmasıyla sektör, komşu ülke Kazakistan’a kaymaya başladı. Çinli kripto madencilerin akınına uğrayan Kazakistan, küresel kripto para madenciliğinde kısa sürede ABD’den sonra dünyada ikinci sıraya yükseldi. Bu, ülkede yasa dışı kripto madenciliğin önünü açarken aynı zamanda elektrik sektöründeki baskıyı da artırdı. Ocak 2022’de Orta Asya genelinde meydana gelen toplu elektrik kesintisiyle Kazakistan’ın devlete ait elektrik şebekesi şirketi KEGOC, elektrik ve bütünlüklü bir enerji sistemi kapasitesi arasında denge sağlanmasına dair yaşanan zorluktan ötürü ülke genelinde çalışan 196 kripto madeni şirketine elektrik vermeyi kesti. Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de 8 Şubat 2022’deki hükümetin genişletilmiş toplantısında, yasa dışı çalışan kripto madencileri tespit etme, bu alanda vergiyi yükseltme ve kripto para madenciliğini yasal olarak düzenleme talimatı verdi. Ülke, haziran ayında kripto para madencilerine tükettikleri elektrik miktarına göre üç ayda bir vergi ödeme zorunluluğu getirdi.

Son Haberler

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.