20 Ağustos 2026
30 C
İstanbul

ABD Başkonsolosluğu’ndan Şengal açıklaması

ABD’nin Erbil Başkonsolosluğu’ndan yapılan açıklamada, bölgede yaşanan çatışmaların Şengal’deki eğitim faaliyetlerini büyük ölçüde etkilediğini ve toparlanmanın yavaş kaldığını duyurdu.

Şengal’deki okullarda sınıfların aşırı kalabalık olduğu ve okullardaki sıra ve masaların yetersiz kaldığı belirtilen açıklamada, bu sorunların çözülmesinin öncelikler arasında olduğu ifade edildi.

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın (USAID) Step Kalkınma ve Eğitim Vakfı tarafından Şengal’de 2 bin okul sırasını onarmak için ortak çalışma yürüttüğü, çalışmada aralarında kadınların da bulunduğu 22 Şengallinin yer aldığı kaydedildi.

Açıklamada ayrıca, USAID desteğiyle Omed Okulu tarafından Şengal genelindeki 31 okula sıra tedariki için koordinasyon yapıldığı belirtildi.

2020 Ekim ayında Erbil ile Bağdat arasında Şengal Anlaşması imzalanmıştı. Bölgenin durumunun normalleştirilmesinin hedeflendiği anlaşmayla yasadışı silahlı grupların bölgeden çıkarılması, güvenliğin Irak güçlerince sağlanması ve göçmenlerin evlerine dönüşünün sağlanması hedefleniyor ancak anlaşma uygulanamadı.

Yeni Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani hükümetinin programında anlaşmaya öncelik verildi, Şengal’de huzur ve istikrarın sağlanacağı belirtildi. K24

Son Haberler

Şaybani, İsrail’in vurduğu üste Türk askeri varlığı planı yok

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, İsrail'in Salı günü vurduğu Ebu el-Zuhur hava üssünde bir Türk askeri üssü kurma planı bulunmadığını İsrail'e açıkça ilettiğini, tesisin Suriye Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmak üzere elden geçirildiğini belirtti. El-Şeybani, Türk askeri yetkililerin üssü eğitim ve daha kapsamlı askeri iş birliği faaliyetleri çerçevesinde ziyaret ettiğini vurguladı. Suriyeli bakan tesisin büyük ölçüde boş olduğunu ve henüz faaliyete geçmediğini söyledi ve herhangi bir Türk askeri yığınağı yapıldığı iddiasını reddetti. El-Şeybani, Çarşamba günü Axios'a yaptığı açıklamada, "Orada bir Türk üssü kurma, kalıcı bir Türk askeri varlığı oluşturma veya sahada Türk kuvvetleri konuşlandırma gibi bir niyet yoktu" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İsrail'in saldırı öncesinde Suriye'yi üste Türk varlığına izin vermemesi konusunda uyardığını söyledi. Netanyahu, "Mesajımız çok netti: Yapmayın. Sanırım mesajı tam olarak anlamadılar" diye de ekledi. El-Şeybani ise İsrail'in söz konusu bombardıman için meşru bir gerekçesi bulunmadığını savundu. Bakan Suriye'nin, gerilimin düşürülmesi konusunda İsrail ile müzakerelere açık olduğunu belirtti. El-Şeybani, gelecekteki herhangi bir anlaşmanın her iki tarafın güvenlik kaygılarını ele alması ve Suriye'nin egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, İsrail'in askeri operasyonlarını sürdürmesinin bölgesel istikrarsızlığı artıracağı uyarısında bulundu. Reuters: Mossad Başkanı Suriyeli bakanla görüştü Bu arada Reuters haber ajansı, konu hakkında bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in Suriye'de hava üssünü bombalamasından sadece birkaç gün önce, İsrail istihbarat teşkilatı başkanı ile Suriye Dışişleri Bakanı geçen hafta bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu görüşmede Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ele alındı. Reuters'ın haberi bağımsız kaynaklarca doğrulanırsa, Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani arasında 14 Ağustos'ta gerçekleşen bu görüşme, İsrail ile Devlet Başkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki Şam yönetimi arasında bugüne kadar kurulan en üst düzey temaslardan biri olma özelliğini taşıyor. Habere göre kaynaklar, dört gün önce Gofman ile Şeybani arasında gerçekleşen görüşmede, Türkiye'nin Suriye'ye yönelik askeri desteği konusunun öne çıktığını belirtti. Kaynaklardan biri, görüşmenin "İsrail'in; Türkiye'nin askeri varlığını artırması, silah satışı, insansız hava aracı (İHA) tedariki ve diğer hususlarla ilgili soruları" üzerine yoğunlaştığını ifade etti. Reuters Milli Savunma Bakanlığı konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındığını, Dışişleri Bakanlığı'nın da görüş talebine henüz yanıt vermediğini de vurguladı. 'Çatışmasızlık mekanizması' Bu arada ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırı yakınındaki bir Suriye hava üssünü vurmasının ardından ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir çatışmasızlık mekanizması kurmak için çalıştığını söyledi. Aynı zamanda ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olan Barrack, Türkiye'nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirtti. Büyükelçi, Ankara'nın olası bir askeri karşılığına atıfta bulunarak, Türkiye'nin kendi topraklarına doğru yönelen uçakları gözlemlemesi sonucu "anlaşılır bir şekilde kendi karşılığını vermek üzere hazırlık yapmış olabileceğini" ekledi. Reuters'ın telefonla sorularını yanıtlayan Barrack, "Neyse ki sağduyulu yaklaşımlar durumun daha da kötüleşmesini engelleyebildi" dedi. Ne olmuştu? Suriye devlet televizyonu, 18 Ağustos Salı günü Ebu Zuhur havaalanı pisti ve depolama tesisine sekiz hava saldırısı düzenlendiğini duyurdu. Saldırıda herhangi bir yaralanma bildirilmedi. ABD, saldırıyı "gereksiz bir tırmanma" olarak nitelendirerek İsrail'e yönelik nadir görülen bir kınama açıklaması yaptı. Türkiye de saldırıyı kınadı. İsrail, saldırılar hakkında doğrudan yorum yapmasa da, Suriye'nin güvenlik statükosunu "ihlal etmenin eşiğinde" olduğunu belirterek, Şam'ı Türk birliklerinin hava üssüne konuşlanmasına izin vermekle suçladı. Suriye ve Türkiye, saldırıların bölgedeki gerilimi tırmandırma tehdidi oluşturduğunu belirtti ve saldırılardan İsrail ordusunu sorumlu tuttu. Barrack Reuters'a yaptığı açıklamada, Suriye hava üssüne yönelik İsrail saldırılarının, "Doğru olsun ya da olmasın, Türkiye'nin yakın gelecekte bu üsteki varlığını artırabileceğine dair bir algıyı yansıttığını" söyledi. "Bu durum İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor. Gelecekte yaşanabilecek iletişim hatalarını önlemek amacıyla bunun kurulması için aktif şekilde çalışıyoruz" diyen Barrack, "Şu anki önceliğimiz gerilimi düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan açmak" diye devam etti.

İhsan Kaçar: Paris’te Kürtlere karşı kurulan denge bozuldu mu?

Son dönemlerde İsrail ile Türkiye’nin Suriye hattında karşı karşıya...

Trump’tan, İran’a yardım eden ülkelere ‘ekonomi’ tehdidi

ABD Başkan Donald Trump, İran'a yardım eden veya İran'la...

Kalibaf Bağdat’ta: İki ülkenin ortak güvenliğini güçlendirmek için önemli adımlar atacağız

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Irak ziyaretinde iki ülkenin ulusal ve ortak güvenliğini güçlendirmek için “önemli ve büyük adımlar” atacaklarını belirterek, “Gücümüz kardeşliğimizden geliyor” dedi. Kalibaf, bugün Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki “Mühendis ve Süleymani” anıtında, Irak Meclisi Birinci Başkan Yardımcısı Adnan Feyhan ile düzenlediği basın toplantısında konuştu. İran Meclis Başkanı, Irak ile İran arasındaki kültürel yakınlaşmanın bölgesel işbirliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “Irak ile kültürel yakınlaşma, bölgesel işbirliği alanlarını ele almak için mükemmel bir fırsattır. Bu nedenle Bağdat ziyaretimizde önceliğimiz bu konu oldu” dedi. Kalibaf, bölgedeki İslam ülkelerinin ortak işbirliğine, derin ve sürdürülebilir ilişkilere ve ekonomik işbirliğine ihtiyaç duyduğunu belirterek, İran’ın bu konuda işbirliğine hazır olduğunu söyledi. İranlı yetkili, Irak ziyaretinin “bölgedeki yeni durum ve tüm bölge ülkeleri arasında dış müdahale olmaksızın ikili işbirliğini hızlandırma” çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. “Hangi tarafın kazandığını bölgedeki gelişmelere bakarak anlayabilirsiniz” ABD-İran savaşıyla ilgili bir soruya da yanıt veren Kalibaf, “Bölgedeki gelişmelere bakın, şimdi hangi tarafın kazandığını anlarsınız” ifadelerini kullandı. Kalibaf ayrıca, eski İran lideri Ali Hamaney’in kırkıncı gün törenlerine katılan Irak halkına teşekkür etti. Ziyareti kapsamında Iraklı üst düzey yetkililerle görüşeceğini de belirtti. Bağdat’a geldi İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Çarşamba sabahı Bağdat Uluslararası Havalimanı’na ulaştı. Kalibaf’ı Irak Meclisi Birinci Başkan Yardımcısı Adnan Feyhan karşıladı. Kalibaf, Bağdat’a varmasının ardından X hesabından yaptığı paylaşımda, İran ve Irak halklarını birbirine bağlayan ilişkinin “tarihi ve kopmaz bir ilişki” olduğunu belirtti. İran’ın resmi haber ajansı Fars, Salı günü (18 Ağustos 2026) Kalibaf’ın Irak ziyaretinde Bağdat ile Tahran arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, stratejik işbirliğinin güçlendirilmesi, sınır güvenliği ve terörle mücadele, ekonomik işbirliğinin genişletilmesi ve iki ülke arasındaki ortak anlaşmaların uygulanmasının ele alınacağını bildirmişti. Güvenlik ve sınır işbirliği Güvenlik ve sınır meselesi, Bağdat ile Tahran arasındaki işbirliğinin başlıca başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Irak ve İran, Ağustos 2025’te ortak sınırların güvenliği konusunda bir güvenlik mutabakatı imzalamıştı. Anlaşma, güvenlik ve istihbarat alanında işbirliğinin güçlendirilmesi ve sınırdan yasa dışı geçişlerin önlenmesine yönelik koordinasyonu kapsıyor.

Barrack: İsrail saldırısı sırasında Türkiye’ye haber verilmedi, üçlü çatışmasızlık mekanizması kurulabilir

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye’de, Türkiye sınırı yakınlarındaki Ebu Zuhur hava üssünü vurmasının ardından, ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir "çatışmasızlık mekanizması" kurmak için çalıştığını duyurdu. Aynı zamanda ABD'nin Ankara Büyükelçisi olan Barrack; Türkiye'nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirterek, "Sonuç olarak Türkiye, kendi topraklarına doğru kuzeye yönelen uçakları gözlemledi ve bu durum karşısında doğal olarak kendi askeri yanıtını hazırlayabilirdi" diyerek olası bir Türk askeri reaksiyonuna dikkat çekti. Reuters'a konuşan Barrack, "Neyse ki sağduyu galip geldi ve durumun daha da kötüleşmesi engellendi" ifadelerini kullandı. Türkiye saldırıyı kınadı Türkiye ise, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne yönelik İsrail saldırılarını kınadı ancak olası bir çatışmasızlık mekanizması hakkında açıklama yapmadı. "Çatışmasızlık mekanizması” askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları veya kazara meydana gelebilecek çatışmaları önlemeyi amaçlayan bir iletişim kanalı olarak biliniyor. NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan ve geçamn hafta Pakistan ve Suudi Arabistan ile karşılıklı savunma paktı imzalayan Türkiye, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın en önemli müttefiklerinden biri. Ankara; Suriye ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapısının yeniden inşasına yardımcı oluyor, ayrıca askeri ve diplomatik destek sağlıyor. Barrack, "Türkiye" ismini kullanarak yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye hava üssüne yönelik saldırılarının, "Türkiye'nin yakın gelecekte bu üsteki varlığını artırabileceğine dair doğru ya da yanlış bir algıyı yansıttığını" söyledi. Özel Temsilci Barrack, "Bu durum; İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacı vurguluyor. Gelecekteki iletişim kopukluklarını önlemek adına böyle bir mekanizma kurmak için aktif olarak çalışıyoruz. Şu anki öncelik gerilimi düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan açmaktır” dedi. Hizmet dışı kalmıştı Türkiye sınırının yaklaşık 70 km doğusunda bulunan hava üssü, 2013 yılından bu yana münhasır bir askeri havaalanı olarak hizmet dışı kalmış durumda. Üs, Suriye'de Beşar Esad'a sadık güçler ile muhalif gruplar arasında 14 yıl süren iç savaş boyunca birkaç kez el değiştirmişti. Suriye devlet televizyonu, askeri bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in üssün pistine ve depolama tesislerine sekiz hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Ayrı bir askeri kaynak ve üs yakınında yaşayan bir sivil, herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi. İsrail ordusu ise saldırılar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. İsrail, yıllardır İran nüfuzunu dizginlemek ve Lübnan'daki Hizbullah'a silah ulaşmasını engellemek amacıyla Suriye'deki hedefleri vuruyor. 2024 yılında Beşar Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye'nin yeni yöneticilerine de şüpheyle yaklaşan İsrail, ülkede askeri operasyonlarını sürdürüyor; son olarak mart ayında Suriye'nin güney ve orta kesimlerindeki hükümet tesislerine saldırılar düzenlemişti.

Süleymancılar cemaatinin eski liderinin ölümüne inceleme: Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açılıyor

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet...

Irak Hizbullah Tugayları’ndan silahsızlanma hamlesine ‘TSK’ ve ‘Peşmerge’ şartı

Silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik baskılar artarken İran destekli Irak Hizbullah Tugayları(Ketaib Hizbullah) silah bırakmak için yeni şartlar öne sürdü. Şartlar arasında Türk ordusunun çekilmesi ve Peşmerge Güçleri'nin lağvedilmesi yer alırken, Başbakan Zeydi'ye yönelik "sert" bir mesajda "Sana 100 gün dayandık" tehdidi savruldu. Irak Hizbullah Tugayları Güvenlik Sorumlusu Ebu Mücahid Asaf, silah bırakma ve son dönemdeki güvenlik durumuna ilişkin bir mesaj yayımladı. Irak Hizbullah Tugayları, silahlarla ilgili konularda herhangi bir Irak hükümetiyle işbirliği düzenlemesi yapmak için üç ön koşul açıkladı. Şii silahlı grubun mesajında belirtilen şartlar, Amerikan ordusunun Irak topraklarından ve hava sahasından tamamen çekilmesi, geri dönmeyeceklerine dair güvence verilmesi ve siyasi ile ekonomik kararların Amerikan hegemonyasından uzaklaştırılması olarak sıralandı. Peşmerge’nin lağvı ve TSK şartı Grubun ikinci şartı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Irak'tan çekilmesi iken, üçüncü şartta Peşmerge Güçleri'nin lağvedilmesi talep edildi. Peşmerge Güçleri, yeni Irak’ta 2005 anayasasında Kürdistan Bölgesi'nin güvenlik gücü olarak tanınan resmi bir askeri güç olarak tanımlanıyor. Hizbullah Tugayları ve Nuceba Hareketi, şimdiye kadar silahlarını devlete teslim etmeye yanaşmayan iki ana grup arasında yer alıyor. Bugüne kadar tek ön koşulları Amerikan ordusunun çekilmesiydi. Başbakan Zeydi’ye tehdit: 100 gün sana tahammül ettik! Irak Hizbullah Tugayları Güvenlik Sorumlusu'nun mesajının bir diğer bölümü bir süre önce göreve başlayan Başbakan Ali Falih el-Zeydi'ye yönelikti. Mesajda, onun davranışlarına “100 gün boyunca tahammül ettikleri”ni, ancak Irak'ı içinde bulunduğu karmaşık durumdan çıkaracak bir performans göremedikleri savunuldu. Hizbullah Tugayları, Zeydi'yi, Amerikalıların doğrudan denetimi altında, güçlerinin şehit ve yaralılarının evlerine baskın yapmakla suçladı ve gelecekte bu tür durumlara aynı şekilde karşılık verecekleri tehdidinde bulundu. Hizbullah yetkilisi Ebu Mücahid Asaf, Başbakan Zeydi'ye hitaben, "Bizim kanımız ülkenin egemenliğini, devleti ve kutsalları korumak için akarken sen ticaretle, lüksle ve hazineni doldurmakla meşguldün. Bu yüzden haddini bil" dedi. Irak Hizbullah Tugayları, Zeydi'yi oluşturmakla suçladıkları güvenlik "çarpıklığını" düzeltmek için "akil ve büyük kardeşleri" beklediklerini belirtti. Ketaib Hizbullah hakkında Ketaib Hizbullah, 2003 yılındaki ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak'a girmesi ve Saddam resjimin yıkılması ardından güç boşluğunda kurulmuştur. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun lojistik ve askeri desteğiyle farklı Şii milis yapılanmalarının bir araya gelmesi sonucu şekillenen grup, kurucusu Ebu Mehdi el-Mühendis liderliğinde Amerikan askerlerine yönelik saldırılarla adını duyurmuştur. Grup, ideolojik olarak İran’ın "Velyet-i Fakih" sistemine bağlı kalarak, Irak genelinde Batılı askeri ve diplomatik varlığın tamamen sona erdirilmesini temel meşruiyet zemini olarak kabul etmiştir. 2014 yılında IŞİD’in Irak topraklarını tehdit etmesiyle birlikte Ketaib Hizbullah, devlet destekli resmi bir çatı kuruluşu olan Haşdi Şabi bünyesine dahil olmuştur. Bu süreçte terörle mücadelede sahada aktif rol üstlenen grup, Irak devleti tarafından yasal statü ve bütçe güvencesine kavuşturulmuştur. Ancak 2009 yılından bu yana ABD ve müttefikleri tarafından "Yabancı Terör Örgütü" listesinde tutulan yapı, IŞİD sonrası dönemde de hem Irak'taki Amerikan üslerine yönelik operasyonlarını sürdürmüş hem de bölgesel güç mücadelelerinde İran ekseninin en kritik paramiliter aktörlerinden biri olarak kalmaya devam etmiştir.

Türkiye Gündemi

Barrack: İsrail saldırısı sırasında Türkiye’ye haber verilmedi, üçlü çatışmasızlık mekanizması kurulabilir

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye’de, Türkiye sınırı yakınlarındaki Ebu Zuhur hava üssünü vurmasının ardından, ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir "çatışmasızlık mekanizması" kurmak için çalıştığını duyurdu. Aynı zamanda ABD'nin Ankara Büyükelçisi olan Barrack; Türkiye'nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirterek, "Sonuç olarak Türkiye, kendi topraklarına doğru kuzeye yönelen uçakları gözlemledi ve bu durum karşısında doğal olarak kendi askeri yanıtını hazırlayabilirdi" diyerek olası bir Türk askeri reaksiyonuna dikkat çekti. Reuters'a konuşan Barrack, "Neyse ki sağduyu galip geldi ve durumun daha da kötüleşmesi engellendi" ifadelerini kullandı. Türkiye saldırıyı kınadı Türkiye ise, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne yönelik İsrail saldırılarını kınadı ancak olası bir çatışmasızlık mekanizması hakkında açıklama yapmadı. "Çatışmasızlık mekanizması” askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları veya kazara meydana gelebilecek çatışmaları önlemeyi amaçlayan bir iletişim kanalı olarak biliniyor. NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan ve geçamn hafta Pakistan ve Suudi Arabistan ile karşılıklı savunma paktı imzalayan Türkiye, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın en önemli müttefiklerinden biri. Ankara; Suriye ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapısının yeniden inşasına yardımcı oluyor, ayrıca askeri ve diplomatik destek sağlıyor. Barrack, "Türkiye" ismini kullanarak yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye hava üssüne yönelik saldırılarının, "Türkiye'nin yakın gelecekte bu üsteki varlığını artırabileceğine dair doğru ya da yanlış bir algıyı yansıttığını" söyledi. Özel Temsilci Barrack, "Bu durum; İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacı vurguluyor. Gelecekteki iletişim kopukluklarını önlemek adına böyle bir mekanizma kurmak için aktif olarak çalışıyoruz. Şu anki öncelik gerilimi düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan açmaktır” dedi. Hizmet dışı kalmıştı Türkiye sınırının yaklaşık 70 km doğusunda bulunan hava üssü, 2013 yılından bu yana münhasır bir askeri havaalanı olarak hizmet dışı kalmış durumda. Üs, Suriye'de Beşar Esad'a sadık güçler ile muhalif gruplar arasında 14 yıl süren iç savaş boyunca birkaç kez el değiştirmişti. Suriye devlet televizyonu, askeri bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in üssün pistine ve depolama tesislerine sekiz hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Ayrı bir askeri kaynak ve üs yakınında yaşayan bir sivil, herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi. İsrail ordusu ise saldırılar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. İsrail, yıllardır İran nüfuzunu dizginlemek ve Lübnan'daki Hizbullah'a silah ulaşmasını engellemek amacıyla Suriye'deki hedefleri vuruyor. 2024 yılında Beşar Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye'nin yeni yöneticilerine de şüpheyle yaklaşan İsrail, ülkede askeri operasyonlarını sürdürüyor; son olarak mart ayında Suriye'nin güney ve orta kesimlerindeki hükümet tesislerine saldırılar düzenlemişti.

Pervin Buldan’dan Adalet Bakanlığı’na başvuru: Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetleri araştırılsın

Meclis Başkan Vekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli karanlık noktalarından biri olarak kabul edilen Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerine ilişkin yeni bir hukuki süreç başlattıklarını duyurdu. X sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Buldan, avukatı Bişar Alınak aracılığıyla Adalet Bakanlığı’na başvurulduğunu belirtti. Sorumluların yargı önüne çıkarılması talep edildi Yapılan başvuruda, söz konusu cinayetlerin arka planındaki siyasi ve örgütsel bağlantıların ortaya çıkarılması temel hedef olarak gösterildi. Başvuru dilekçesinde, olayın tüm yönleriyle yeniden araştırılması, sorumluların tespit edilmesi ve bu kişilerin yargı mercileri önüne çıkarılması talep edildi. Açıklamasında davanın tarihsel önemine dikkat çeken Pervin Buldan, bu dosyanın yalnızca geçmişe ait bir vaka olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Buldan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bu dosya, Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan aydınlatılmamış siyasi cinayetler ve cezasızlık pratiği bağlamında değerlendirilmesi gereken bir dosyadır. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak bu tür olayların etkin soruşturulması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunludur." Hukuki süreç takip edilecek Soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesi noktasında kararlı olduklarını ifade eden Buldan, suçluların tespiti ve adaletin tecellisi için başlatılan hukuki sürecin yakından takipçisi olacaklarını kaydetti. Söz konusu cinayetler, 3 Haziran 1994 tarihinde İstanbul’da kaçırılan Pervin Buldan eşi iş insanı Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın cansız bedenlerinin Bolu’nun Yığılca ilçesinde bulunmasıyla Türkiye gündemine oturmuş, geçen yıllara rağmen failler yargı karşısına çıkarılmamıştı. Savaş Buldan 2 Haziran 1994’te İstanbul Yeşilyurt’taki Çınar Oteli’nden, polis kimlikli, polis yelekli ve telsizli sekiz kişi tarafından Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’la birlikte kaçırıldı ve sonrasında öldürüldü. Buldan ve arkadaşlarının cansız bedenleri, 4 Haziran 1994’te Bolu’nun Yığılca ilçesi Melen çayı kenarında bulundu. Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın bedenlerinde işkence izlerine rastlandı. Dönemin başbakanı Tansıu Çiller’di ve o yıllarda çözellikle Kürtlere yönelik çok sayıda faili meçhul cinayet işleniyordu. Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te, “Elimizde PKK’ya yardım eden Kürt işadamlarının listesi var. Listede 60 kadar isim bulunuyor. Devlet PKK’yla olduğu gibi, PKK’ya mali destek sağlayanlarla da her biçimde mücadele edecektir” demişti.

Devlet Bahçeli: Çerçeve yasa, milli birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesinde önemli bir aşama

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çözüm sürecine ilişkin değerlendirmesinde, TBMM’de kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un önemli bir eşik olduğunu belirtti. Bahçeli, düzenlemenin “milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi” gösterdiğini ifade ederek, bundan sonraki süreçte ortak raporda yer alan diğer adımların atılması ve ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi. Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği röportajda, Türkiye’de devam eden çözüm süreci ve TBMM’de kabul edilen “çerçeve yasaya” ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, yaklaşık iki yıldır yürütülen çalışmaların ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen düzenlemeyle önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti. Kanunun 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesinin “milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı” gösterdiğini söyleyen Bahçeli, sürecin toplumun geniş kesimleri ve Meclis’te yapılan tartışmalarla şekillendiğini ifade etti. “Ortak gelecek iradesi ortaya konuldu” Bahçeli, Meclis bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarının da sürecin önemli bir parçası olduğunu belirterek, farklı görüşlerin Meclis’te ele alındığını söyledi. Bu çalışmaların Türkiye’ye özgü bir model ve önemli bir mutabakat ortaya çıkardığını kaydeden Bahçeli, “Eller Türkiye’nin huzuruna, ortak ve güçlü geleceğine kalkmıştır” değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasi partiler, milletvekilleri ve sürece katkı sunan kişi ve kurumlara teşekkür etti. “Terörsüz Türkiye” hedefinin bir devlet politikası ve Türk siyasetinin başarısı olduğunu belirten Bahçeli, bu hedefin “topyekûn milletin eseri” olmasını temenni etti. “Bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi” Bahçeli, düzenlemenin yalnızca hukuki bir adım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sürecin aynı zamanda demokratikleşme, kalkınma ve toplumsal bütünleşme açısından önem taşıdığını söyledi. “Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda önemli bir eşik aşılmıştır” diyen Bahçeli, meselenin siyaset üstü bir konu olduğunu ifade etti. Bahçeli, kanunun 86 milyon vatandaşın yanı sıra yakın coğrafyadaki halklar açısından da kazanım sağlayacağını belirterek, süreci “bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi” olarak nitelendirdi. “Kanun yeni bir safhanın başlangıcı olacak” Bahçeli, Meclis’te kabul edilen düzenlemenin bir son değil, yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirtti. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ortak raporda yer alan diğer adımların da hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılmasının ve uygulamaların kurumlar arasında işbirliği ve eşgüdüm içerisinde yürütülmesinin önemine dikkat çekti. Bahçeli ayrıca, önümüzdeki dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması dahil olmak üzere tartışmalı konuların gözden geçirilmesi ve adaletin tesisine yönelik çalışmaların etkinleştirilmesinin gündeme gelebileceğini ifade etti. “Kanun, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor” Bahçeli, düzenlemenin hukuki niteliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Kanunun mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme olmadığını belirten Bahçeli, devam eden soruşturma ve kovuşturmalar ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacağını söyledi. Düzenlemenin, ceza adalet sistemi ve infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliğinde olduğunu ifade etti. “Birlik ve dayanışma duygusunda uzlaşmalıyız” Bahçeli, bundan sonraki süreçte temel hedefin toplumsal barış ve kardeşliğin kalıcı şekilde güçlendirilmesi olduğunu belirtti. Siyaset alanının genişlediği, siyasi rekabetin demokratik sınırlar içerisinde yürütüldüğü ve farklı kesimlerin ortak gelecek etrafında buluştuğu bir sistemin inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, “Milli birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Hep birlikte Türkiye olalım gaye ve gayretindeyiz” dedi. Bahçeli, sürecin başarıya ulaşması için provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini de belirterek, toplumsal huzurun korunmasının önemine işaret etti. “Süreçte gizli bir pazarlık söz konusu olmadı” Bahçeli, çözüm sürecine ilişkin eleştirilere de yanıt verdi. Süreçte herhangi bir gizli pazarlığın söz konusu olmadığını belirten Bahçeli, çalışmaların “sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle” yürütüldüğünü söyledi. Bahçeli, hedefin Türkiye’nin geleceğini milli birlik ve dayanışma temelinde güçlendirmek olduğunu ifade etti. “Anadolu’dan yayılan kardeşlik arzusunu paylaşacağız” MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye’nin ortak geleceğine ilişkin mesajında birlik ve kardeşlik vurgusunu öne çıkardı. “Milli birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Hep birlikte Türkiye olalım gaye ve gayretindeyiz” diyen Bahçeli, birlikten doğan güçle Türkiye’nin geleceğini inşa etme kararlılığında olduklarını söyledi. Bahçeli, “Anadolu’dan yayılan kardeşlik arzusunu ve heyecanını tüm ülke sathında kutlu bir toya dönüştürerek paylaşacağız” ifadelerini kullandı. Bahçeli, sürecin nihai hedefinin ise Türkiye’de huzur, güven, demokratikleşme, kalkınma ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesi olduğunu vurguladı.

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

BM’den Türkiye’deki ‘Çözüm Süreci’ yasasına destek: Barış adımlarını teşvik ediyoruz

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) "Çözüm Süreci"ne ilişkin yasa tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Rûdaw'a yaptığı özel açıklamada, PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik atılan tüm adımları desteklediklerini belirtti. Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan tarihi adımlar ve TBMM'den geçen yeni yasa, uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetinin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışmaları sona erdirmeye yönelik çabalarını izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını duyurdu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımı hakkında Rûdaw'ın yönelttiği soruyu yanıtladı. Rûdaw muhabirinin, "Genel Sekreter'in Türkiye'de Kürt barışı ve müzakere süreciyle ilgili kabul edilen yasa ve işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda bir açıklaması var mı?" sorusuna yanıt veren Haq, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz." Meclis'ten 467 'Evet' ile geçti BM'nin destek açıklaması, Ankara'da yaşanan sıcak gelişmelerin hemen ardından geldi. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Kürt sorununun çözümünü amaçlayan 12 maddelik Çözüm Süreci yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. Oylamaya 592 milletvekilinden 563'ü katılım gösterdi. Tasarı; 467 'evet' oyuna karşılık 87 'hayır' oyu ile meclisten geçerek yasalaştı. Oylamada 7 milletvekili ise çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı, oylamanın hemen ardından tasarının resmi olarak yasalaştığını duyurdu. PKK'nin silahsızlanması için 10 maddelik yol haritası Yasanın onaylanarak yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Türk medyasında da sürecin nasıl işleyeceğine dair detaylar yer bulmaya başladı. Meclisten geçen yasanın en önemli sacayaklarından biri olarak değerlendirilen süreç kapsamında, PKK'nin silah bırakma aşamalarını içeren 10 maddelik bir yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Sürecin ilerleyen günlerde bu plan dahilinde hız kazanması bekleniyor.

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.