Gözaltına alınan gazeteciler için, gazeteci kurumları ortak bir basın açıklaması yaptılar. İlk açıklamayı geçen hafta gözaltına alınan ve dün adli kontrol şartıyla serbest kalan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu yaptı.
1992 yılında Diyarbakır’da faili meçhul cinayete kurban giden gazeteci Hafız Akdemir’in ölüm yıl dönümünde, gazetecinin vurulduğu sokakta bir anma programı yapmayı planladıklarını ifade eden Müftüoğlu, anmaya katılacak bir çok arkadaşının bugün gözaltında olduğunu söyledi.
Gözaltına alınan arkadaşlarının adını tek tek okuyan Müftüoğlu, en az 16 gazetecinin gözaltında olduğunu ve baskınlar sırasında telefon ve dijital materyallerine el konulduğunu söyledi.
JİNNEWS’in Diyarbakır’daki merkezine de eş zamanlı baskın yapıldığını hatırlatan Müftüoğlu şu açıklamayı yaptı:
‘’Baskın gerekçesini kamuoyu yandaş medya kuruluşlarından öğrendi, iktidar ilintili medyanın servis ettiği haberlerden anlıyoruz ki ‘Basın Komitesi’ adı altında yeni bir baskılama ve sindirme süreci yürütülüyor. Arkadaşlarımıza yönelik söz konusu suçlamalar arasında STERK ve MEDYA TV’deki haber, program ve yorumlar gerekçe gösterilmektedir.
Gerekçeden de anlaşılacağı üzere gazeteci arkadaşlarımızın yaptığı haber ve yorumlar tüm kamuoyuna açık bir şekilde yapılmaktadır. Ancak sanki gizli saklı çalışmalar yapıyorlarmış gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Gazeteci arkadaşlarımızın hakkındaki bu iddiaların tamamının düzmece olduğu bilinmelidir.
Bir gazeteci mesleğini icra ettiğinde çalıştığı kurumun politikasını değil yaptığı haberlerden sorumlu tutulması gerektiğini hatırlatarak baskı, şiddet ve savaş politikasına boyun eğmeyeceğimizi yineliyoruz.
Bu gözaltıların sebebinin Kürtlerin yaşadığı coğrafyada devlet tarafından yapılan hak ihlalleri, kötü muameleler, hukuka aykırı uygulama, davranış, gözaltı, işkence, göçertme ve savaş suçlarını ortaya çıkardığımız için olduğunu biliyoruz. İktidar yürüttüğü kirli savaş politikasının kamuoyu tarafından bilinmesini istemediği için bu yöntemlere başvuruyor.
Uzun zamandır Kürt dili, kültürü üzerinde baskı ve sansür biliniyor, Kürt sanatçıların konser, tiyatro ve benzer etkinlikleri yasaklanmaktadır. Siyasetçilere, gençlere, kadınlara her gün tutuklama operasyonu yapılıyor, uluslararası arenada Kürt halkının sesini bastırmak için de özgür basına dönük bu operasyonları devreye sokulmakta.
Kürt siyasetini kriminalize edip tüm çalışmaları yasaklayarak baskı ve tutuklamalarla hedef göstermekte.
Irak’ın kuzeyi ve Kuzeydoğu Suriye’de yürütülen savaş politikası ve yapılacak yeni operasyon sürecinde Kürtlerin sesini, soluğunu susturmak amacıyla yapıldığını bilincindeyiz. Yurt içinde ve dışında Kürtlere karşı yürütülen siyasi, sosyal, ekonomik kırımın bir parçası olarak Kürt gazetecilerin susturulmak istendiği apaçık ortada.”
Müftüoğlu geçmişten günümüze yaşanılan baskıları hatırlattı ve şöyle devam etti:
‘’Bu baskı politikalarının Kürt sorununda hükümetin girdiği çaresizlik, acizlik ve yenilgi olduğunu vurguluyoruz. İçeride ve dışarıda sıkışmış, ülkeyi yönetemez duruma gelmiş, tüm birikimlerini batırmış, hukuk, adalet, özgürlük, eşitlik, demokrasi kırıntılarını yok etmiş ve olası seçimde kaybedeceği kesin olan AKP-MHP ittifakının artan muhalefet baskısını Kürt halkına ve kurumlarına baskı uygulayarak bertaraf etmeye çalıştığını hatırlatmayı kamuoyuna bilgilendirmeyi borç biliyoruz.
Antidemokratik rejimin gerçek yüzünü ortaya çıkarmanın habercilik olduğunu biliyor, bu haberciliği sürdüren arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.’’
TGS’nin Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’ndan Roza Metina da kısa bir konuşma yaparak gözaltıları kınadılar ve gazetecilerin serbest bırakılmasını istediler. BBC Türkçe, iznews



