8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Tüm Hapisler Sevgiliye Yatılır ( Yüzbaşının Kızı/ Puşkin)

“Bir gün kartal, kuzguna: ‘Kuzgun kardeş, söylesene’ demiş; ‘şu dünyada nasıl oluyor da sen üç yüz, bense topu topu otuz yıl yaşıyorum?’ Kuzgun: ‘Şundan, azizim’ diye yanıtlamış onu; ‘Sen taze kan içiyorsun, bense leşle besleniyorum.’ Kartal düşünmüş: ’Haydi, bende leşle beslenmeyi bir deneyeyim’ demiş. Tamam mı tamam. Kartalla kuzgun uçup gitmişler. Derken bir at leşi görmüşler aşağıda. İnip çökmüşler başına. Kuzgun bir yandan gagalıyor, bir yandan da övgüler düzüyormuş leşin lezzetine. Kartal bir gagalamış iki gagalamış, sonra kanat çırpıp havalanırken, ‘Yok arkadaş’ demiş kuzguna; ‘üç yüz yıl leşle beslenmektense, bir kere taze kan içmek çok daha iyi, sonrası Allah kerim.’”

Pugaçev çocuk iken yaşlı bir Kalmuk’tan işitmiş bu masalı. Birçok sıralı Rus masalından biri. Tıpkı On İki Maymun masalında olduğu gibi hayatın tercihlerimizden ibaret olduğunu dile getiriyor demek isterdim ama özünde bir tercih değil yaradılış meselesi. Nasıl ki kuzgun leşin tadından bir haz duyuyor, kartal ise bir damla taze kan için üç yüz yıldan feragat edebiliyor, yaradılışlarından ötürüdür. Masal bunun aslında bir tercih olmadığını gözler önüne seriyor. Bazen hayatın işleyişini ne kadar değiştirmek isterseniz isteyin her şey doğalında varması gereken sona ulaşıyor.

Puşkin de haklı ününü, kalemini kullanarak bir kez daha ispatlıyor. Yarattığı Pyotr Andreyiç karakteri ile bize adeta bir kuzgun ve kartal hikayesi sunuyor “Yüzbaşının Kızı” romanında. Adından yola çıkıp tutkulu betimlemeler kullanılmış bir aşk hikayesi beklemeyin. Shaekespeare gibi sevgiliye methiyeler düzmez, ancak sevgiliye giden yol kutsaldır. Gözden çıkarılabilecek, feda edilebilecek, kimi zaman özgürlük, kimi zaman alınan son bir nefes anlatılır.

Doğu geleneği diyebileceğimiz birkaç durum ile “Yüzbaşının Kızı” romanında da karşılaşmaktayız. Erkeklerin eril, güçlü ve kuvvetli olmalarının yolunun askerlikten geçtiği düşüncesi  hakimdir. Ya toprakta çapa sallarken ya da cenk meydanında tüfek kuşanırken büyür erkekler. Ne var ki Pyotr Andreyiç on altı yaşını henüz doldurmuşken, daha annesinin karnından düştüğü ilk andan beri adının yazılmış olduğu subaylık görevine doğru, yanı başındaki lalası Savelyiç ile yola çıkar. Yaşının tazeliği ile çıktığı yolda kandırılır, dolandırıcılarla karşılaşır, sadık lalasından defalarca şüphe de duyar, ta ki bir gece vakti kara kış, iz bilmez, göz gözü görmez bir yolda kalı verinceye dek. Pugaçev orada karşısına çıkıverecektir. Pyotr’u ve lalasını gecenin karanlığından çekip, bir hana sığınmalarına yardım edecektir. Ve Pyotr’un, Pugaçev’e iyiliğinin karşılığı olarak bağışladığı tavşan kürklü gocuk daha sonraları karşısına çıkacak, ve onu dar ağacına salınmış bir ipten kurtaracaktır. Temelinde yapılan hiçbir iyiliğin karşılıksız kalmayacağı olgusu ince ince işlenmiştir.

Bir sanığın suçunu inkar etmesi ile aklanamayacağı gibi, suçunu itiraf etmesi ile de suçlu sayılamayacağı işlenmiştir dizelere. Dönemin şartlarına askeri isleyişine, kadınların askeri işleyişlerdeki söz haklarına, haklı ve yerli müdahalelerine yer verilmiştir romanda. Ahlaka dair, en köklü değişikliklerin ahlakların değişmesi ile gerçekleşebileceğine dair aforizmalara yer verilmiştir.

Puşkin uzun uzun betimlemelerden çok, okuyucuya isteneni yalın bir şekilde verir. Ak daima aktır, kara ise kara. Dünyanın neresinde olursanız olun, Victor Hugo da okusanız, Yaşar Kemal de, Vladimir Bartol ile uzun geceler de geçirseniz, Puşkin’in tozlu sayfalarını da arşınlasanız bilirsiniz ki tüm hapisler sevgiliye yatılır.

Oysa, Pyotr gibi Yüzbaşının Kızı Marya İvanovna’nızı bulmadıysanız nafile. Hoyrat bir aşk içinde, meleklere özgü bir güzelliğe özgürlüğünüzü armağan etmemiş iseniz nafile.

“Ah sen, genç kız, güzel kız!

Böyle çiçeğin burnunda kocaya varma

Anana babana danış bir kere

Anana, babana akrabalara

Aklım başına devşir güzel kız

Aklını başına devşir, çeyiz topla

Benden iyisine düşersen beni unutursun

Benden kötüsüne düşersen beni ararsın.”

“Halk türküsü”

İnceleme: Büşra Abacı

 

Kitabın Adı: Yüzbaşının Kızı

Yazar: Puşkin

Yayın evi: Funda Yayıncılık

Basım tarihi: 1. Basım Haziran 2004

Sayfa sayısı: 150

Isbn: 9759047144

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...